İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 30 Haziran Salı günü İsrail ordusu tarafından işgal edilen güney Lübnan topraklarını ziyaret etti. Burada konuşan Netanyahu, İran destekli Hizbullah hareketi tehdit oluşturmaya devam ettiği sürece İsrail'in Lübnan'ın güneyinden çekilmeyeceğini açıkladı. Ziyaret, 2006 savaşından bu yana en yüksek düzeyli İsrailli liderin Lübnan topraklarına girişi olarak kaydedildi. Netanyahu, "Askerlerimize gurur duyuyorum. Göreviniz henüz bitmedi. Hizbullah'ın bizi tehdit etmesine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından geçtiğimiz aylarda Lübnan'ın güneyinde geniş çaplı bir kara operasyonu başlatmıştı. Operasyon kapsamında birçok köy ve stratejik nokta işgal edilmişti. Netanyahu'nun ziyareti, bu işgalin kalıcı hale getirilme niyetini açıkça ortaya koyuyor. Başbakan, "Bölgede barış ve güvenliği sağlamak için gerekli adımları atıyoruz. Hizbullah'ın silahlanmasına ve sınırlarımızı tehdit etmesine müsaade etmeyeceğiz" dedi.
İsrail ordusu, Hizbullah'ın elinde bulunan roket ve füzelerin büyük bölümünü imha ettiğini, ancak hareketin hâlâ İran'dan destek almaya devam ettiğini belirtiyor. Bölgede faaliyet gösteren uluslararası gözlemciler, İsrail'in işgal altındaki bölgelerde kalıcı bir askeri varlık oluşturmaya çalıştığı uyarısında bulunuyor. Lübnan hükümeti ise bu işgali kınayarak uluslararası topluma müdahale çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Netanyahu'nun bu ziyareti, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine yol açtı. İran, İsrail'in Lübnan'daki varlığını kabul edilemez olarak nitelendirirken, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, "İsrail'in Lübnan topraklarında kalması savaşın genişlemesine neden olur" uyarısında bulundu. ABD, İsrail'in güvenlik kaygılarını anladığını ancak gerilimin düşürülmesi çağrısı yaptı. Fransa ve Birleşmiş Milletler, taraflar arasında ateşkes sağlanması için diplomatik çabalarını sürdürüyor.
Öte yandan, bölgede faaliyet gösteren enerji şirketleri, çatışmaların Doğu Akdeniz'deki doğalgaz arama faaliyetlerini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki varlığı, aynı zamanda Şii nüfusun yoğun olduğu bölgelerde mezhepsel gerilimleri de artırma potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, Netanyahu'nun bu hamlesinin iç politikada da popülaritesini artırmayı hedeflediğini, ancak bölgesel bir savaş riskini beraberinde getirdiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Lübnan'ın güneyini işgaline karşı çıkan ve BM kararlarına atıfta bulunan bir tutum sergiliyor. Bu gelişme, Doğu Akdeniz'deki dengeleri etkileyebileceği için Türk dış politikası açısından yakından takip ediliyor. Türkiye, bölgede istikrarsızlığın artmasının mülteci akışını ve enerji güvenliğini tehdit edebileceğini düşünüyor. Ayrıca, Türkiye-Lübnan ilişkileri geleneksel olarak sıcak seyrediyor; bu nedenle Ankara, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü desteklemeye devam ediyor. Bölgede tansiyonun yükselmesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki politikalarını da doğrudan etkileyebilir.