İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ordusuna Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 70’ini ele geçirme emri verdiğini açıkladı. Bu karar, Ekim 2025’te yürürlüğe giren ve büyük ölçüde zayıflamış olan kırılgan ateşkes anlaşmasını ihlal ediyor. Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, bu hamlenin Hamas’ın askeri kanadını tamamen etkisiz hale getirme ve İsrail’in güneyindeki yerleşim birimlerine yönelik roket tehdidini sona erdirme hedefinin bir parçası olduğu belirtildi. Ateşkesin imzalandığı Ekim 2025’ten bu yana taraflar arasında çok sayıda ihlal yaşanırken, Netanyahu’nun yeni talimatı bölgedeki gerginliği daha da artırdı.
Gelişmenin arka planı
Ekim 2025’te Mısır ve Katar arabuluculuğunda varılan ateşkes, Gazze’de 14 aydır süren çatışmaları sona erdirmeyi amaçlıyordu. Ancak anlaşmanın uygulanmasında ciddi aksaklıklar yaşandı. Taraflar, esir takası ve insani yardım koridorlarının açılması konularında anlaşmazlığa düştü. Netanyahu hükümeti, Hamas’ın askeri altyapısını tümüyle yok etmeden ateşkesin sürdürülemeyeceğini savunurken, Hamas ise İsrail’in saldırılarına devam ettiğini ve yardım akışını engellediğini öne sürdü. Netanyahu’nun yüzde 70 kontrol hedefi, aslında İsrail’in daha önce işgal ettiği bölgeleri de kapsayan genişletilmiş bir kara operasyonunu işaret ediyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) kaynakları, bu planın uygulanması için ek birliklerin Gazze sınırına sevk edildiğini belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Netanyahu’nun bu açıklaması uluslararası toplumda büyük yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler, İsrail’i ateşkese uymaya çağırırken, Mısır ve Katar arabuluculuk çabalarının askıya alınabileceği uyarısında bulundu. ABD ise İsrail’in kendini savunma hakkını tanımakla birlikte, sivil kayıpların artmaması için itidal çağrısı yaptı. İran ve Hizbullah, gelişmeyi “savaş suçu” olarak nitelendirirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri endişelerini dile getirdi. Bu hamle, İsrail’in uluslararası hukuk nezdinde meşruiyetini daha da zora sokarken, Batı Şeria ve Kudüs’te de yeni protesto dalgalarına yol açtı. Gazze’de zaten insani krizle boğuşan siviller için durumun daha da kötüleşmesinden endişe ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir Filistin davasını destekleyen ve ateşkes çağrıları yapan bir ülke olarak öne çıkıyor. Netanyahu’nun ateşkesi ihlal eden bu adımı, Türkiye’nin bölgede diplomatik girişimlerini yoğunlaştırmasına neden olabilir. Zira Türkiye, hem Hamas’la olan ilişkileri hem de Mısır ve Katar’la işbirliği sayesinde arabuluculuk potansiyeline sahip. Ayrıca, Gazze’deki insani durumun daha da kötüleşmesi, Türkiye’nin insani yardım faaliyetlerini artırmasını gerektirebilir. Türkiye'nin bu krizi, Doğu Akdeniz’deki enerji politikaları ve bölgesel nüfuz mücadelesinde bir fırsata dönüştürmesi de mümkün. Ancak İsrail'le son yıllarda normalleşme çabaları sürerken, bu gelişme ilişkileri yeniden germe riski taşıyor.