İsrail ordusu ve aşırı sağcı yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik operasyonlarını ve saldırılarını son haftalarda belirgin şekilde yoğunlaştırdı. Özellikle Nablus, Cenin ve El-Halil kentlerinde yaşanan baskınlarda çok sayıda Filistinli gözaltına alınırken, yerleşimci grupların köylere ve mülklere yönelik saldırıları da arttı. BM verilerine göre, yılbaşından bu yana Batı Şeria'da 200'den fazla Filistinli öldürüldü; bu, son yirmi yılın en yüksek rakamı.
Baskınlar ve yerleşimci şiddeti
İsrail ordusu, özellikle gece saatlerinde düzenlediği baskınlarda Batı Şeria'nın kuzeyindeki mülteci kamplarını hedef alıyor. Cenin ve Nablus'taki kamplarda yaşanan çatışmalarda Filistinli silahlı gruplar ile İsrail askerleri arasında çatışmalar çıkıyor. Gözaltına alınan Filistinlilerin büyük çoğunluğu, İsrail'in “arama” adı altında evlerine ve iş yerlerine baskınlar yapmasının ardından götürülüyor. Filistin Kızılayı, sağlık ekiplerinin ve ambulansların bölgedeki erişiminin engellendiğini bildirdi.
Yerleşimci saldırıları ise özellikle Nablus'un güneyindeki ve El-Halil'in kırsal bölgelerindeki köylerde yoğunlaşıyor. Yerleşimcilerin, Filistinlilere ait zeytin ağaçlarını kestiği, ev ve araçları ateşe verdiği, çobanları ve tarım işçilerini tehdit ettiği kaydediliyor. Bazı olaylarda İsrail askerlerinin, yerleşimcilerin saldırılarına müdahale etmediği hatta zaman zaman desteklediği de görülüyor. Bu durum, uluslararası toplumun ve insan hakları örgütlerinin tepkisini çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Şeria'daki bu tırmanış, Gazze'de devam eden savaşın bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. İsrail hükümeti, Batı Şeria'da Hamas'a ve diğer direniş gruplarına yönelik operasyonlarını sürdüreceğini açıkladı. ABD, Avrupa Birliği ve bazı Arap ülkeleri, taraflara itidal çağrısında bulunurken, İsrail'in yerleşim politikalarına verilen destek de tartışma konusu. BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı çağrılarına rağmen, somut bir adım atılmış değil.
Öte yandan, Batı Şeria'daki gerilim, Filistin Yönetimi'nin otoritesini de zayıflatıyor. Güvenlik güçlerinin İsrail'le koordinasyonu, Filistinliler arasında büyük bir öfke ve hayal kırıklığı yaratıyor. Bazı gruplar, silahlı direnişin yeniden başlatılması çağrısı yapıyor. Bu durum, bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getiriyor ve barış umutlarını zedeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki şiddetin tırmanması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve bölgesel politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlayarak Filistin yönetimi ve halkının yanında yer alıyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu'daki nüfuzunu ve aktörlüğünü güçlendirebilir; ancak İsrail'le olası bir normalleşme sürecini de olumsuz etkileyebilir. Ankara, hem Filistinlilere insani yardımları artırabilir hem de BM ve İİT gibi platformlarda daha güçlü bir duruş sergileyebilir. Bölgesel güvenlik açısından ise şiddetin yayılması, Türkiye'nin de dahil olduğu Doğu Akdeniz ve Orta Doğu dengelerini etkileyebilir.