İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Perşembe günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda konuşma yapacak. Yıllık genel tartışmaların üçüncü gününde, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı ve Filistin topraklarını işgali uluslararası gündemin merkezine yerleşmiş durumda. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın da Genel Kurul'a video konferans yoluyla hitap etmesi bekleniyor.
Gazze'deki savaş ve küresel tepkiler
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları Ekim 2023'ten bu yana devam ediyor. Sağlık yetkililerine göre, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 40 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Altyapının büyük bölümü yıkıldı, yüz binlerce insan yerinden edildi. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu ve Savunma Bakanı hakkında savaş suçları iddiasıyla tutuklama emri çıkarmayı değerlendiriyor. Uluslararası Adalet Divanı'nda ise soykırım suçlamasıyla dava devam ediyor. Bu süreçte birçok ülke İsrail'e yönelik eleştirilerini artırdı, bazı ülkeler silah ambargosu uyguladı veya diplomatik ilişkileri gözden geçirdi.
Netanyahu, BM kürsüsünden İsrail'in güvenlik endişelerini ve Hamas ile mücadelesini savunacak. İsrail, operasyonlarını meşru müdafaa olarak nitelendiriyor ve Hamas'ın sivil altyapıyı kullanmasını gerekçe gösteriyor. Ancak uluslararası toplum, orantısız güç kullanımı ve insani kriz nedeniyle İsrail'e baskı yapıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ateşkes çağrılarını yineledi ve Gazze'deki durumu "insani felaket" olarak tanımladı.
Abbas ise video konferansla Filistin halkının haklarını ve bağımsız devlet talebini dile getirecek. Abbas, daha önce BM'de yaptığı konuşmalarda İsrail'i apartheid rejimi uygulamakla suçlamıştı. Filistin yönetimi, uluslararası toplumdan daha somut adımlar ve İsrail'e yaptırım uygulanmasını talep ediyor. Abbas'ın konuşmasında Gazze'deki savaşın durdurulması ve iki devletli çözümün canlandırılması vurgulanacak.
BM Genel Kurulu'nda diplomasi trafiği
Genel Kurul'un üçüncü gününde Orta Doğu krizi ana gündem maddesi olacak. Netanyahu ve Abbas'ın konuşmalarının ardından birçok ülke temsilcisi söz alarak pozisyonlarını açıklayacak. ABD Başkanı Joe Biden, Salı günü yaptığı konuşmada İsrail'e desteğini yinelerken, Gazze'deki insani durumdan duyduğu endişeyi de dile getirdi ve ateşkes için çaba harcadıklarını söyledi. Ancak ABD'nin İsrail'e askeri yardımı sürdürmesi, bazı müttefikler tarafından eleştiriliyor.
Avrupa Birliği ülkeleri arasında da görüş ayrılıkları var. Almanya ve Macaristan gibi ülkeler İsrail'e daha yakın dururken, İspanya, İrlanda ve Belçika gibi ülkeler Filistin'i tanıma yönünde adımlar attı. Fransa, ateşkes ve insani yardımın artırılması çağrısı yapıyor. Birleşik Krallık ise silah ihracatının bir kısmını askıya aldı.
BM Güvenlik Konseyi'nde ise ateşkes çağrısı yapan karar tasarıları ABD'nin vetosuyla birkaç kez reddedildi. Genel Kurul'da ise Filistin'e gözlemci statüsü verilmesi ve İsrail'e yaptırım çağrısı içeren kararlar kabul edildi. Bu kararlar bağlayıcı olmasa da uluslararası meşruiyet açısından önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze savaşında Filistin'in yanında yer alarak İsrail'e karşı sert eleştiriler yöneltti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Netanyahu'yu "soykırımcı" olarak nitelendirdi ve İsrail ile ticari ilişkileri askıya aldı. BM Genel Kurulu'ndaki bu oturum, Türkiye'nin diplomasi sahnesinde Filistin davasını savunması ve İslam dünyasındaki liderlik iddiasını güçlendirmesi için bir fırsat. Ayrıca Türkiye, bölgesel istikrarın ancak iki devletli çözümle sağlanacağını vurguluyor. Netanyahu'nun konuşması ve Abbas'ın mesajları, Türkiye'nin pozisyonunu netleştirmesi ve uluslararası kamuoyunu etkilemesi açısından takip edilecek.