Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde, 2022'de imzalanan ve iki yıllık yıkıcı iç savaşı sona erdiren kırılgan barış anlaşmasına rağmen, yeniden savaş çıkma korkusu hızla artıyor. Bölge sakinleri ve uluslararası gözlemciler, son haftalarda artan silahlı hareketlilik, Eritre ordusunun sınır boyunca konuşlandırılması ve taraflar arasındaki karşılıklı suçlamaların çatışmayı yeniden alevlendirebileceği uyarısında bulunuyor. Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile Etiyopya federal hükümeti arasındaki gerilim, anlaşmanın uygulanmasındaki aksaklıklar nedeniyle yeniden tırmanmış durumda.
Artan Gerilimin Arka Planı
Kasım 2022'de Pretoria'da imzalanan barış anlaşması, iki yıl süren ve yüz binlerce kişinin ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açan çatışmayı resmen sona erdirdi. Ancak anlaşmanın temel maddeleri olan silahsızlanma, Tigray'a yönelik insani yardımın kesintisiz ulaştırılması ve bölgesel yönetimin yeniden yapılandırılması konularında ciddi ilerleme kaydedilemedi. Tigray geçici yönetimi, federal hükümeti anlaşmayı ihlal etmekle suçlarken, Addis Ababa yönetimi TPLF'yi yeniden silahlanmakla ve Eritre ile doğrudan temas kurmakla itham ediyor.
Bu karşılıklı suçlamalar, bölgede güven bunalımını derinleştirdi. Özellikle Eritre askerlerinin Tigray sınırına yakın bölgelerde varlığını sürdürmesi, Tigraylı yetkililer tarafından "işgal" olarak nitelendiriliyor. Eritre, 2020-2022 savaşında Etiyopya federal güçlerinin yanında yer almıştı ancak barış anlaşması sürecine dahil edilmedi. Bu durum, Eritre'nin bölgedeki askeri varlığını meşru görmesine ve çekilmemesine yol açıyor. Son haftalarda Eritre ordusunun sınır hattında yığınak yaptığına dair raporlar, Tigray'da paniğe neden oldu.
Ayrıca, Tigray içinde federal hükümete bağlı yeni paramiliter grupların oluşturulduğu iddiaları da tansiyonu yükseltiyor. Bölge sakinleri, özellikle batı ve güney sınırlarında silahlı kişilerin görüldüğünü ve köylere baskınlar düzenlendiğini belirtiyor. İnsani yardım kuruluşları, bölgeye erişimin kısıtlandığını ve temel ihtiyaç malzemelerinin tükendiğini raporluyor. Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, uluslararası toplumun etkili bir baskı mekanizması kuramaması endişeleri artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tigray krizi, sadece Etiyopya'nın iç meselesi olmanın ötesinde, Afrika Boynuzu'nda istikrarı tehdit eden bir unsura dönüşmüş durumda. Eritre, Somali ve Sudan gibi komşu ülkelerle yaşanan sınır anlaşmazlıkları ve su paylaşımı sorunları, bölgesel bir çatışma riskini artırıyor. Etiyopya'nın, Mısır ve Sudan ile yaşadığı Nil Nehri üzerindeki Rönesans Barajı (GERD) anlaşmazlığı da gerilimi körüklüyor. İç istikrarsızlık, Etiyopya'nın dış politikada daha agresif bir tutum izlemesine neden olabilir.
Uluslararası aktörler arasında ABD, Çin, Rusya ve Körfez ülkeleri farklı pozisyonlarda. ABD, barış anlaşmasının uygulanması için taraflara baskı yaparken, Çin ve Rusya'nın Etiyopya hükümetine verdiği destek, Batı'nın etkisini azaltıyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, Eritre ile yakın ilişkileri nedeniyle bölgede dengeleri değiştirebilecek aktörler olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Tigray'da yaşanan insani kriz, küresel kamuoyunun dikkatini çekmeye devam ediyor ancak Ukrayna ve Gazze gibi diğer krizlerin gölgesinde kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda artan nüfuzunu korumak ve insani diplomasi kazanımlarını sürdürmek açısından Tigray'daki gelişmeleri yakından izlemek durumunda. Etiyopya, Türkiye'nin Afrika'daki en büyük ticari ortaklarından biri ve Ankara, 2022 barış anlaşmasında arabuluculuk çabalarıyla öne çıkmıştı. Olası bir yeni çatışma, Türk yatırımlarını ve insani yardım operasyonlarını riske atabilir. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki güvenlik dengelerini etkileyerek Türkiye'nin deniz ticaret yollarını tehdit edebilir. Türkiye'nin, taraflar arasında diyalogu teşvik eden diplomatik girişimleri artırması ve insani yardım koridorlarının açık tutulması için baskı yapması kritik önem taşıyor.