Nepal'in başkenti Katmandu'nun genç belediye başkanı Balendra Shah, 36 yaşında, Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıkarak iklim değişikliğinin yol açtığı yıkım için tazminat talep etti. Güneş gözlükleriyle BM Genel Kurulu'nda konuşan Shah, Z kuşağının siyasi yükselişinin sembolü haline geldi. Ancak ülkesinde son dönemde yaşanan ve binlerce kişinin ölümüne veya kaybolmasına neden olan sel felaketleri, genç liderin tarzına yönelik endişeleri artırdı.
İklim Felaketinin Gölgesinde Bir Lider
Balendra Shah, 2022 yılında Katmandu Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde sadece 32 yaşındaydı ve bağımsız bir aday olarak Nepal'in köklü siyasi partilerini yenilgiye uğratmıştı. Rapçi kimliğiyle tanınan Shah, sosyal medyada gençlerin desteğini kazanmış, yolsuzlukla mücadele ve kentsel dönüşüm vaatleriyle öne çıkmıştı. BM'deki konuşmasında, iklim değişikliğinin Nepal gibi kırılgan ülkeler üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek, gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Shah, konuşmasında "İklim krizi, bizim gibi ülkelerin kalkınma çabalarını baltalıyor. Adil bir tazminat mekanizması olmadan, iklim adaleti sağlanamaz" ifadelerini kullandı. Nepal, son yıllarda muson yağmurlarının şiddetlenmesiyle sık sık sel ve toprak kaymalarına maruz kalıyor. Uzmanlar, Himalaya ülkesinin iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında olduğunu belirtiyor. Buzulların erimesi, nehir taşkınlarını artırıyor ve milyonlarca insanın hayatını tehdit ediyor.
Sel Felaketi ve Artan Eleştiriler
Shah'ın BM ziyareti, ülkesinde yaşanan son sel felaketinin hemen ardından gerçekleşti. Nepal'de bu yılın başlarında meydana gelen şiddetli yağışlar, binlerce kişinin ölümüne veya kaybolmasına yol açtı. Altyapı büyük zarar gördü, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Felaketin ardından Shah'ın kriz yönetimi performansı sorgulanmaya başlandı. Muhalifler, belediye başkanının uluslararası platformlarda boy göstermesinin, yerel yönetimdeki eksiklikleri örttüğünü savunuyor.
Özellikle sel bölgelerinde yardım çalışmalarının yavaş ilerlediği ve koordinasyonun zayıf olduğu yönünde şikayetler var. Shah'ın sosyal medyadaki aktifliği ve popülist söylemleri, bir yandan gençler arasında hayranlık uyandırırken, diğer yandan geleneksel siyasetçiler tarafından "deneyimsizlik" ve "gösteriş" eleştirilerine maruz kalıyor. Ancak Shah, eleştirilere rağmen iklim değişikliğiyle mücadelede küresel işbirliğinin önemine vurgu yapmayı sürdürüyor.
Nepal, 2009'dan bu yana iklim değişikliğinin etkileriyle daha yoğun bir şekilde yüzleşiyor. Ülkenin Ulusal İklim Değişikliği Politikası, adaptasyon ve azaltım stratejilerini içerse de, uygulamada finansman yetersizliği ve kurumsal kapasite eksikliği nedeniyle istenen sonuçlar alınamıyor. Shah, BM konuşmasında bu noktaya değinerek, gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmeleri çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Balendra Shah'ın BM'deki çıkışı, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerin sesini duyurma çabasının bir parçası. Nepal, Hindistan ve Bangladeş gibi ülkelerle birlikte, iklim göçü ve afet riskleriyle karşı karşıya. Bu ülkeler, uluslararası iklim müzakerelerinde "kayıp ve zarar" mekanizmasının güçlendirilmesini talep ediyor. 2022'deki COP27'de kurulan Kayıp ve Zarar Fonu, henüz yeterli kaynağa ulaşmış değil. Shah'ın çağrısı, bu fonun daha etkin kullanılması gerektiğini gösteriyor.
Öte yandan, genç bir liderin iklim adaleti konusundaki kararlı duruşu, dünya gençliği için ilham kaynağı olabilir. Z kuşağının siyasette daha fazla söz sahibi olması, iklim politikalarının öncelik kazanmasını sağlayabilir. Ancak Nepal örneğinde olduğu gibi, yerel yönetimlerdeki sorunlar ve felaket yönetimi konusundaki yetersizlikler, genç liderlerin önündeki en büyük engellerden biri. Shah'ın başarısı, hem uluslararası alandaki çabalarına hem de ülkesindeki icraatlarına bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinden olumsuz etkilenen Akdeniz kuşağında yer alıyor. Nepal'deki sel felaketi ve iklim tazminatı tartışmaları, Türkiye'nin de benzer risklerle karşı karşıya olduğunu hatırlatıyor. Türkiye, son yıllarda sel, kuraklık ve orman yangınları gibi afetlerle mücadele ediyor. İklim finansmanı ve tazminat mekanizmalarında gelişmekte olan ülkelerin sesini yükseltmesi, Türkiye'nin de savunduğu bir pozisyon. Ayrıca, genç nüfusun siyasette daha aktif rol alması, Türkiye'de de yeni bir dinamik yaratabilir. Nepal örneği, iklim adaleti mücadelesinin küresel bir boyut kazandığını gösteriyor; Türkiye'nin bu süreçte aktif diplomasi yürütmesi, uluslararası arenada etkinliğini artırabilir.