Nepal'in başkenti Katmandu yakınlarındaki Rasuwa bölgesinde Çarşamba sabahı meydana gelen anı sel ve toprak kaymaları, ülkede son yılların en ölümcül doğal afetlerinden birine yol açtı. Nepal polisi, en az 95 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin de kayıp olduğunu açıkladı. Kayıplar arasında 33 İngiliz vatandaşının bulunduğu bildirildi. Yetkililer, İngiliz vatandaşlarının, turizm amaçlı olarak bölgedeki popüler yürüyüş parkurlarında bulundukları sırada afete yakalandıklarını tahmin ettiklerini söyledi.
Felaketin boyutları ve arama kurtarma çalışmaları
Rasuwa bölgesi, Himalayalar'ın eteklerinde yer alan ve trekking rotalarıyla ünlü bir bölge. Özellikle Langtang Milli Parkı, doğa yürüyüşü meraklılarının uğrak noktası. Bölgede Çarşamba sabahı saatlerinde şiddetli yağışın ardından anı sel meydana geldi. Sel suları, yamaçlardan kopan toprak ve kaya parçalarıyla birleşerek köyleri ve yürüyüş yollarını sürükledi.
Nepal Polisi Sözcüsü Bishnu Adhikari, yaptığı açıklamada, ölü sayısının artabileceğini ve kayıp kişilerin bulunması için arama kurtarma ekiplerinin bölgede çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Sözcü, "Şu ana kadar 95 cesede ulaştık. Ancak kayıp kişilerin sayısı hakkında net bir bilgi yok. Arama çalışmaları zorlu arazi ve olumsuz hava koşulları nedeniyle yavaş ileriyor" dedi.
İngiliz Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Nepal'deki sel felaketinde 33 İngiliz vatandaşının kayıp olduğu doğrulandı. Açıklamada, "Nepal'deki sel felaketinde kayıp olan vatandaşlarımızın aileleriyle temastayız. Yerel yetkililerle koordinasyon halinde çalışıyoruz" ifadelerine yer verildi. İngiltere'nin Katmandu Büyükelçiliği, kayıp vatandaşların yakınlarına konsolosluk desteği sağlıyor.
Bölgede etkili olan muson yağmurları, her yıl sel ve heyelanlara neden olsa da, bu yılki afetin şiddeti dikkat çekiyor. İklim değişikliğinin etkisiyle artan aşırı yağışların, bu tür felaketlerin sıklığını ve yıkıcılığını artırdığı belirtiliyor. Nepal hükümeti, afet yönetimi ve erken uyarı sistemlerinin yetersiz kaldığı eleştirileriyle karşı karşıya.
Bölgesel etkiler ve uluslararası yardım çağrıları
Nepal, denize kıyısı olmayan ve gelişmekte olan bir ülke olarak, doğal afetlere karşı oldukça kırılgan bir konumda. Ülke, 2015 yılında meydana gelen ve yaklaşık 9 bin kişinin ölümüne yol açan yıkıcı depremin yaralarını sarmaya çalışırken, şimdi de sel felaketiyle mücadele ediyor.
Hindistan, Çin ve diğer komşu ülkeler, Nepal'e taziye mesajları göndererek yardım teklifinde bulundu. Birleşmiş Milletler, bölgeye acil insani yardım ulaştırılması için çağrıda bulundu. Dünya Sağlık Örgütü ise, sel sonrası salgın hastalık riskine karşı uyarılarda bulunarak, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimin önemine dikkat çekti.
Turizm, Nepal ekonomisinin önemli bir gelir kaynağını oluşturuyor. Ülkeye her yıl yüz binlerce turist, özellikle Himalayalar'da trekking yapmak için geliyor. Bu felaket, turizm sektörünü de olumsuz etkileyecek gibi görünüyor. Seyahat acenteleri, bölgeye yapılan rezervasyonlarda iptaller yaşandığını bildiriyor.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin Himalaya bölgesindeki buzulların erimesini hızlandırdığını ve bunun da anı sel riskini artırdığını vurguluyor. Buzul göllerinin patlaması sonucu oluşabilecek devasa sellerin (GLOF) bölge için büyük bir tehdit oluşturduğu belirtiliyor. Nepal ve komşularının, bu tür afetlere karşı ortak bir hazırlık ve erken uyarı sistemi geliştirmesi gerektiği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, doğal afetler konusunda geniş bir deneyime sahip olmasına rağmen, Nepal'deki bu felaket, küresel iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha da arttığını gösteriyor. Türkiye, özellikle sel ve orman yangınları gibi afetlerle mücadelede etkin bir insani yardım politikası izliyor. Bu tür uluslararası krizlerde Türkiye'nin arama kurtarma ekipleri ve insani yardım kuruluşlarıyla hızlı bir şekilde müdahale etme kapasitesi bulunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ve ticari ilişkileri açısından, Nepal gibi dost ülkelere yardım eli uzatması, yumuşak gücünü artıracaktır. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma ve afet yönetimi alanındaki iş birlikleri de önem kazanıyor.