Nepal Başbakanı, ülkenin doğusunu vuran şiddetli sel felaketinde hayatını kaybedenlerin, kimliklerinin tespiti için DNA örnekleri alınmadan toprağa verilmeyeceğini duyurdu. Yetkililer, kurtarma ekiplerinin ulaştığı bazı cesetlerin tanınmayacak kadar bozulmuş olduğunu ve bu nedenle geleneksel kimlik tespiti yöntemlerinin yetersiz kaldığını belirtti. Karar, felaketin bilançosunun her geçen gün ağırlaştığı ve kayıp yakınlarının acılarının arttığı bir dönemde alındı.
Felaketin boyutu ve kurtarma çalışmaları
Geçtiğimiz hafta sonu başlayan ve günlerce süren muson yağmurları, Nepal'in doğu bölgelerinde büyük sellere ve toprak kaymalarına neden oldu. Özellikle Koshi ve Karnali nehirlerinin taşmasıyla birçok köy sular altında kaldı, yollar ve köprüler kullanılamaz hale geldi. Nepal ordusu ve polis ekipleri, helikopterler ve şişme botlarla mahsur kalanları kurtarmak için seferber oldu. Ancak ulaşım ağının büyük ölçüde tahrip olması, özellikle dağlık bölgelerdeki müdahaleyi zorlaştırıyor.
Yetkililer, şu ana kadar en az 158 kişinin hayatını kaybettiğini, 48 kişinin ise hala kayıp olduğunu açıkladı. Cesetlerin büyük bir kısmı, çamur ve moloz yığınlarının altından veya nehir yataklarından çıkarılıyor. Bu süreçte, cesetlerin birçoğunun üzerinde herhangi bir kimlik belgesi bulunamıyor. Özellikle yabancı turistlerin de aralarında bulunduğu bazı kurbanların, yakınları tarafından aranmasına rağmen teşhis edilememesi, DNA testini zorunlu hale getirdi.
Başbakanın açıklaması ve DNA bankası kurulması
Başbakan K.P. Sharma Oli, yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, "Hiçbir vatandaşımızın kimliği belirsiz bir şekilde toprağa verilmesine izin vermeyeceğiz. Bu nedenle, tüm cesetlerden DNA örneği alınacak ve bu örnekler, ülkemizde yeni kurulacak bir DNA bankasında saklanacak" ifadelerini kullandı. Başbakan, örneklerin alınması ve analiz edilmesi için adli tıp uzmanlarından oluşan özel ekiplerin bölgeye sevk edildiğini belirtti. Ayrıca, uluslararası kuruluşlardan ve komşu ülkelerden teknik destek talep edildiğini sözlerine ekledi.
Uzmanlar, cesetlerin bozulma hızı göz önüne alındığında, DNA örneklerinin en kısa sürede alınmasının kritik önem taşıdığını vurguluyor. Nepal'de adli tıp altyapısının sınırlı olduğunu kabul eden yetkililer, örneklerin analiz edilmesi için bazılarının yurt dışına gönderilebileceğini ifade etti. Bu süreç, özellikle kimlik tespiti konusunda hassas olan turist aileleri için de büyük önem taşıyor.
Bölgesel etkiler ve iklim değişikliği bağlantısı
Nepal, her yıl muson mevsiminde sel ve toprak kayması felaketleriyle karşı karşıya kalıyor. Ancak bilim insanları, iklim değişikliğinin bu tür aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artırdığını belirtiyor. Himalayalar'ın eteklerinde yer alan ülke, küresel ısınmanın etkisiyle eriyen buzullar nedeniyle de su baskınlarına daha açık hale geliyor. Bu durum, yalnızca Nepal'i değil, komşu Hindistan ve Bangladeş'i de etkileyen sınır ötesi bir sorun olarak değerlendiriliyor.
Bölgedeki diğer ülkeler, Nepal'deki sel felaketinin ardından taziye mesajları yayımlarken, kurtarma çalışmalarına yardım tekliflerinde bulundu. Hindistan, kendi doğu eyaletlerinde de benzer felaketlerle mücadele ederken, Nepal ile ortak nehir yönetimi konusundaki iş birliğinin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Bu tür felaketler, Güney Asya ülkelerinin iklim değişikliğine karşı ortak bir strateji geliştirmesi gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkenin doğal afetlere karşı hazırlıklı olması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle benzer risklerle karşı karşıya olmasa da, küresel iklim değişikliğinin etkileri her geçen gün daha fazla hissediliyor. Özellikle son yıllarda Türkiye'de yaşanan sel ve orman yangınları, afet yönetimi konusundaki kapasitenin güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Nepal'de uygulanan DNA bankası yöntemi, Türkiye'nin afet sonrası kimlik tespiti konusundaki protokollerine örnek olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölge ülkelerine insani yardımda bulunması, dış politikada etkin bir aktör olma iddiasını güçlendirebilir.