Nepal'in güneyindeki sel felaketinden etkilenen binlerce kişi, Başbakan KP Sharma Oli'nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda iklim değişikliği konusunu gündeme getirmesini ve gelişmiş ülkelerden daha fazla destek talep etmesini bekliyor. Geçtiğimiz aylarda muson yağmurlarının neden olduğu şiddetli sel ve toprak kaymaları, ülkenin birçok bölgesinde can ve mal kaybına yol açtı. Kurbanlar ve yerel yetkililer, iklim krizinin yol açtığı yıkımın sorumluluğunun büyük ölçüde karbon salınımı yüksek ülkelere ait olduğunu vurgulayarak, Nepal'in adil bir tazminat ve iklim finansmanı alması gerektiğini savunuyor.
Sel Felaketinin Boyutları ve İklim Bağlantısı
Nepal, dünyanın en kırılgan ülkelerinden biri olarak iklim değişikliğinin etkilerini orantısız bir şekilde hissediyor. Son yıllarda artan sıcaklıklar, buzul erimelerini hızlandırarak nehir seviyelerinde ani yükselmelere neden oluyor. Bu yılki muson sezonu, ülke genelinde 100'den fazla can kaybına ve on binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Altyapı hasarı, tarım arazilerinin sular altında kalması ve temiz suya erişim sorunları, bölgede insani krizi derinleştirdi. Hükümet, acil yardım çalışmalarını sürdürürken, uzun vadeli iklim adaptasyon projeleri için uluslararası fonlara ihtiyaç duyuyor.
Başbakan Oli'nin BM Genel Kurulu'ndaki konuşması, Nepal'in iklim adaleti çağrısını uluslararası platforma taşıması açısından kritik bir fırsat olarak görülüyor. Ülke, 2015 Paris Anlaşması kapsamında sera gazı emisyonlarını azaltma taahhüdünde bulunmuş olsa da, gelişmiş ülkelerin taahhüt ettiği yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanının hâlâ yetersiz olduğu belirtiliyor. Nepal gibi ülkeler, iklim krizinin yarattığı kayıp ve zararlar için ayrı bir fon oluşturulmasını talep ediyor.
Uluslararası Toplumun Sorumluluğu ve Beklentiler
Gelişmekte olan ülkeler, iklim değişikliğinin tarihsel sorumluluğunun büyük ölçüde sanayileşmiş ülkelere ait olduğunu savunuyor. Nepal, kişi başına düşen karbon emisyonu açısından dünyada en düşük ülkelerden biri olmasına rağmen, iklim felaketlerinden en çok etkilenenler arasında yer alıyor. Bu adaletsizlik, BM iklim müzakerelerinde sıkça dile getiriliyor. Başbakan Oli'nin, BM Genel Kurulu'nda yapacağı konuşmada, özellikle dağlık bölgelerdeki buzul göllerinin patlama riskine dikkat çekmesi ve uluslararası toplumu acil eyleme çağırması bekleniyor.
Uzmanlar, Nepal'in iklim diplomasisini güçlendirmek için bölgesel işbirliklerini de artırması gerektiğini belirtiyor. Güney Asya ülkeleri, benzer iklim riskleriyle karşı karşıya ve ortak projelerle dayanıklılık artırılabilir. Ancak, uluslararası fonlara erişim ve teknoloji transferi konusunda yaşanan bürokratik engeller, bu çabaları zorlaştırıyor. Nepal, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) sürecinde daha etkin bir rol alarak, kırılgan ülkelerin sesini duyurmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi ve iklim adaleti talebi, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir konu. Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinin etkilerini yoğun şekilde hisseden ülkeler arasında. Sel, kuraklık ve orman yangınları gibi afetlerle mücadele eden Türkiye, gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanı ve teknoloji transferi konusundaki haklı taleplerini destekliyor. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım ve afet yönetimi alanındaki deneyimi, Nepal gibi ülkelere destek sağlama potansiyeli taşıyor. İklim krizinin küresel güvenlik ve göç üzerindeki etkileri düşünüldüğünde, Türkiye'nin uluslararası iklim müzakerelerinde aktif rol alması, hem bölgesel istikrar hem de küresel adalet açısından önem arz ediyor.