Himalayalar'da geçtiğimiz hafta meydana gelen şiddetli yağışların tetiklediği ani sellerde hayatını kaybedenlerin sayısı 469'a yükseldi. Nepal'in başkenti Katmandu çevresindeki yerleşim yerleri ve Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'ne komşu bölgelerde etkili olan sellerde binden fazla kişinin ise hâlâ kayıp olduğu bildiriliyor. Yetkililer, bölgede enkaz altında kalanların sayısının artabileceği konusunda uyarırken, Çin tarafında bir dağ gölünün taşma riski nedeniyle ikinci bir sel dalgasının yaşanabileceği konusunda endişeler artıyor.
Gelişmenin Arka Planı ve Kurtarma Çalışmaları
Geçtiğimiz Salı günü başlayan ve 48 saat boyunca kesintisiz süren sağanak yağışlar, Nepal'in orta ve doğu bölgelerindeki birçok nehirde taşkınlara yol açtı. Özellikle Katmandu Vadisi'ndeki Bagmati ve Bishnumati nehirlerinin taşması sonucu şehir merkezindeki birçok mahalle sular altında kaldı. Ülke genelinde en az 23 ilçede etkili olan seller, yüzlerce evi yıktı, köprüleri ve yolları kullanılamaz hale getirdi. Nepal İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, şu ana kadar 469 kişinin cesedine ulaşılırken, 1.027 kişi de kayıp olarak listeleniyor. Kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanları arama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Kraliyet Nepal Ordusu ve polis ekipleri, helikopterler ve botlarla mahsur kalan binlerce kişiyi tahliye etti. Katmandu'da havaalanı bir süreliğine kapanırken, yurt dışında yaşayan Nepal vatandaşlarının aileleriyle iletişim kurmakta güçlük çektiği bildiriliyor. Nepal Başbakanı K.P. Sharma Oli, afet bölgelerini ziyaret ederek, hükümetin tüm imkânlarını seferber ettiğini duyurdu. Ancak yardım kuruluşları, bölgedeki sağlık ve hijyen koşullarının kötüleştiğini, salgın hastalık riskinin arttığını belirtiyor.
Çin'de İkinci Sel Dalgası Tehdidi
Sel felaketinin etkileri sürerken, Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nde yer alan ve Nepal sınırına yakın bir bölgede oluşan doğal bir baraj gölünün taşma riski, bölgedeki endişeleri artırıyor. Yoğun yağışlar ve toprak kaymaları nedeniyle bir nehir yatağının önünün kapanması sonucu oluşan bu gölün, barajı yıkması durumunda aşağı havzada bulunan Nepal topraklarında ani ve yıkıcı bir sel dalgasına yol açabileceği belirtiliyor. Çin meteoroloji yetkilileri, göldeki su seviyesinin kritik noktaya ulaştığını ve aşırı yağışların devam etmesi durumunda acil tahliye kararı alınması gerekebileceğini açıkladı. Nepal hükümeti de bu olasılığa karşı sınır bölgelerindeki yerleşim yerleri için erken uyarı sistemleri kurdu ve halkı yüksek yerlere taşınmaya çağırdı.
Uzmanlar, bu tür doğal baraj göllerinin, Himalayalar gibi tektonik olarak aktif ve dik yamaçlı bölgelerde sıkça görüldüğünü, iklim değişikliğinin etkisiyle daha sık ve şiddetli yağışların benzer felaketleri tetikleyebileceğini vurguluyor. Nepal'de her yıl muson yağmurları sırasında sel ve toprak kayması yaşanıyor; ancak bu yılki felaketin, etkisi ve can kaybı açısından son yılların en ağırlarından biri olduğu ifade ediliyor. Bölgedeki altyapı eksikliği, plansız kentleşme ve iklim değişikliğinin yarattığı aşırı hava olayları, bu tür afetlerin yıkıcı etkisini daha da artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal ve Çin'de yaşanan bu felaket, doğrudan Türkiye'yi etkileyen bir gelişme olmasa da, bölgesel istikrar ve küresel iklim değişikliği bağlamında önem taşıyor. Türkiye, Himalayalar'daki sel felaketlerinin sıklığının artmasının, iklim değişikliğinin küresel etkilerinin bir göstergesi olduğunu düşünerek, bu tür afetlere karşı uluslararası iş birliği ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi konusunda inisiyatif alabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölge ülkeleriyle geliştirdiği ekonomik ve siyasi ilişkiler çerçevesinde, afet sonrası yardım ve yeniden inşa süreçlerine katkıda bulunması, yumuşak gücünü artırabilir. Bu tür felaketlerin, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açma potansiyeli de göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'nin dış ticaretinde çeşitlendirme politikalarını sürdürmesi açısından değerlendirilebilir.