Myanmar'da 2021 yılında gerçekleştirilen askeri darbenin üzerinden beş yıl geçerken, cunta yönetimi mahkum salıverme ve af uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Ancak uzmanlara göre bu adımlar, rejimin siyasi esneklik göstermesinden ziyade kendine olan güveninin arttığını ortaya koyuyor. Ordunun elindeki gücü paylaşmaya niyetli olmadığı, salıverilenlerin ise genellikle düşük profilli isimlerden oluştuğu belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Myanmar ordusu, 1 Şubat 2021'de Aung San Suu Kyi liderliğindeki sivil hükümete karşı darbe yaparak yönetime el koymuştu. O tarihten bu yana ülkede şiddetli çatışmalar, ekonomik kriz ve insani felaket yaşanıyor. Birleşmiş Milletler'e göre, ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri insani yardıma muhtaç durumda. Cunta, beşinci yıl dönümüne denk gelen süreçte bazı mahkumları serbest bırakma kararı aldı. Ancak bu kişiler arasında Suu Kyi'nin eski danışmanları veya üst düzey sivil siyasetçiler bulunmuyor. Salıverilen mahkumların çoğu, küçük çaplı protestolara katılmış veya darbe karşıtı gösterilerde bulunmuş kişilerden oluşuyor.
Analistlere göre cunta, bu af ve salıverme hamleleriyle uluslararası toplumdan gelen baskıyı hafifletmeyi, aynı zamanda ülke içinde bir “normalleşme” izlenimi yaratmayı amaçlıyor. Ancak ordunun, kendisine karşı direniş gösteren etnik silahlı gruplarla mücadeleyi sürdürmesi ve sıkıyönetim uygulamalarını devam ettirmesi, gerçek bir siyasi dönüşüm olmadığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar'daki gelişmeler, özellikle Güneydoğu Asya bölgesinde istikrarsızlık kaynağı olmaya devam ediyor. Askeri cunta, ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) tarafından benimsenen “beş maddelik mutabakat”ı uygulamayı reddediyor. Bu mutabakat, şiddetin durdurulması, taraflar arasında diyalog ve insani yardımın ulaştırılmasını öngörüyor. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği, Myanmar ordusuna yönelik yaptırımları genişletirken; Çin ve Rusya ise cunta ile ilişkilerini sürdürüyor. Beş yıl sonra Myanmar’da siyasi çözüm umutları zayıflarken, ülke iç savaşa sürüklenme riskiyle karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki askeri rejimin istikrarı, doğrudan Türkiye’yi etkileyen bir konu olmasa da bölgesel dengeler açısından önem taşıyor. Türkiye, Güneydoğu Asya’da artan nüfuz arayışında Myanmar ile ticari ve diplomatik bağlarını sürdürme eğiliminde. Ancak cuntanın insan hakları ihlalleri ve uluslararası yaptırımlara rağmen pozisyonunu koruması, Türkiye’nin bu bölgedeki politikasını zorlayabilir. Ayrıca Myanmar'daki istikrarsızlık, bölgede daha geniş bir güvenlik sorununa yol açarsa, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e yönelik dış politika hedefleri de dolaylı olarak etkilenebilir.