Myanmar’ın askeri cuntası, on yıl önce kitlesel protestolar sonucu rafa kalkan Myitsone Barajı projesini yeniden canlandırdı. 2011 yılında halk hareketiyle durdurulan ve o dönem demokratikleşme sürecinin simgesi haline gelen baraj, şimdi cuntanın hem Çin’le ittifakını pekiştirme hem de içerdeki muhalefeti sindirme aracı olarak görülüyor. Irrawaddy Nehri üzerinde inşa edilmesi planlanan 6.000 megavat kapasiteli dev baraj, çevresel ve sosyal etkileri nedeniyle bölge halkı tarafından nefret edilen bir proje olarak biliniyor. Ancak cuntanın bu adımı, enerji ihtiyacından ziyade siyasi ve ekonomik hedeflere hizmet ediyor.
Myitsone Barajı'nın tarihçesi ve yeniden gündeme gelişi
Çin merkezli devlet şirketi China Power Investment Corporation (CPI) tarafından finanse edilen Myitsone Barajı, 2000'li yılların başında planlanmıştı. Proje, Myanmar'ın kuzeyindeki Kachin Eyaleti'nde, Irrawaddy Nehri'nin kaynağında yer alıyor. Baraj tamamlandığında, üretilen elektriğin yüzde 90'ının Çin'e ihraç edilmesi öngörülüyordu. Ancak 2011'de dönemin Başkanı Thein Sein, artan kamuoyu baskısı üzerine projeyi askıya aldı. Bu karar, Myanmar'daki sivil toplum hareketlerinin zaferi olarak görülmüştü.
Şubat 2021 darbesiyle iktidara gelen askeri cunta, Kasım 2023'te projeyi yeniden masaya yatırdı. Cunta sözcüsü Zaw Min Tun, barajın ülkenin enerji açığını kapatacağını iddia etse de, analistler asıl amacın Çin'le ekonomik ve diplomatik bağları güçlendirmek olduğunu belirtiyor. Çin, Myanmar'daki en büyük yatırımcı ve ticaret ortağı konumunda. Cunta, uluslararası yaptırımlar altında ekonomik olarak zor durumda ve Çin'in desteğine ihtiyaç duyuyor.
Projenin yeniden başlaması, Kachin Eyaleti'ndeki etnik silahlı gruplarla çatışmaları da tetikleyebilir. Kachin Bağımsızlık Ordusu (KIA), barajın kendi topraklarında inşa edilmesine şiddetle karşı çıkıyor. 2011'deki protestoların ardında da Kachin aktivistlerinin önemli rolü vardı. Cunta, barajı muhalifleri bölmek ve bölgedeki kontrolünü güçlendirmek için bir araç olarak kullanabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin-Myanmar ilişkileri ve jeopolitik dengeler
Myitsone Barajı, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin (BRI) bir parçası olarak görülüyor. Çin, Myanmar'daki altyapı yatırımlarıyla Hint Okyanusu'na erişimini güvence altına almayı hedefliyor. Özellikle Yunnan eyaletinden Hint Okyanusu'na uzanan koridor, Çin'in enerji ve ticaret rotalarını çeşitlendirmesi açısından kritik. Baraj projesi, bu koridorun enerji ayağını oluşturuyor.
Ancak Çin, Myanmar'daki iç savaş ve insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası baskı altında. Pekin, cuntaya açık destek vermekten kaçınsa da, ticari ilişkilerini sürdürüyor. Myitsone Barajı'nın yeniden başlaması, Çin'in Myanmar'daki nüfuzunu artırırken, Batılı ülkelerle arasını daha da gerebilir. ABD ve Avrupa Birliği, cuntaya karşı yaptırımları sıkılaştırırken, Çin'in bu hamlesi bölgesel dengeleri etkileyebilir.
Öte yandan, barajın çevresel etkileri de büyük endişe yaratıyor. Irrawaddy Nehri'nin akışının değişmesi, aşağı havzadaki tarım alanlarını ve ekosistemi tehdit ediyor. Myanmar'ın önemli bir besin kaynağı olan balıkçılık da olumsuz etkilenecek. Uzmanlar, barajın inşası sırasında ormanlık alanların yok olacağını ve biyolojik çeşitliliğin azalacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar’daki bu gelişme, Türkiye’nin Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik ve diplomatik çıkarları açısından dolaylı öneme sahiptir. Türkiye, Çin’in BRI projesine katılımını artırırken, Myanmar’daki istikrar ve altyapı yatırımları enerji tedarik zincirlerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Myanmar’da faaliyet gösteren insani yardım kuruluşları ve diplomatik temsilciliği, iç savaşın bölgesel yansımalarından etkilenebilir. Cuntanın Çin’e yakınlaşması, ASEAN ve BM’de Myanmar konusundaki pozisyonları da şekillendirebilir; Türkiye’nin bu süreçte uluslararası platformlardaki tutumu, bölgesel güç dengesi açısından kritik hale gelebilir.