Hindistan ile Bangladeş arasındaki diplomatik gerilim, bir kez daha su yüzüne çıktı. Yeni Delhi'nin Dakka ile ilişkileri peş peşe yaşanan sarsıntılarla yol alırken, Bangladeş Başbakanı Tarique Rahman'ın önümüzdeki hafta Çin'e yapacağı resmi ziyaret, iki ülke arasındaki buzları daha da kalınlaştıracak gibi görünüyor. Güney Asya'nın bu iki önemli aktörü arasındaki son kriz, sınır güvenliği, ticaret dengesi ve su paylaşımı gibi kronik sorunların yanı sıra, bölgesel güç mücadelesinde yeni bir cephe açıyor. Rahman'ın Pekin ziyareti, Bangladeş'in Çin'e yönelik artan ekonomik ve askeri bağımlılığını teyit ederken, Hindistan'ın bölgede "çevreleme" stratejisi olarak gördüğü bu hamleye nasıl yanıt vereceği merak konusu.
Krizin arka planı: Su, sınır ve ticaret
Hindistan ile Bangladeş arasındaki ilişkiler, 1971'de Bangladeş'in bağımsızlığı sırasında Hindistan'ın sağladığı desteğe rağmen, son yıllarda giderek karmaşık bir hal aldı. İki ülke arasında ortak sınırda yaşanan güvenlik sorunları, kaçakçılık ve illegal göç, sürekli sürtüşmeye neden oluyor. Özellikle Assam ve Batı Bengal eyaletlerinde Bangladeşli göçmenlere yönelik artan düşmanlık, Dakka ile Yeni Delhi arasında diplomatik krizlere yol açıyor.
Su paylaşımı ise bir başka kritik başlık. Ganj Nehri'nin sularının paylaşımı konusundaki anlaşma 1996'da imzalansa da, Teesta Nehri üzerindeki anlaşmazlık hâlâ çözülebilmiş değil. Batı Bengal Başbakanı Mamata Banerjee'nin muhalefeti nedeniyle Hindistan'ın Teesta anlaşmasını Parlamento'dan geçirememesi, Bangladeş'te büyük hayal kırıklığı yarattı. Bu durum, Bangladeş kamuoyunda Hindistan'a duyulan güveni ciddi şekilde sarstı.
Ticaret cephesinde de tablo parlak değil. Hindistan, Bangladeş'e karşı büyük bir ticaret fazlası veriyor; Bangladeş'in ihracatına getirilen tarife dışı engeller, Dakka tarafından sık sık gündeme getiriliyor. Ayrıca, Hindistan'ın Bangladeş'teki yatırımlarının yavaşlaması ve altyapı projelerinde yaşanan gecikmeler, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini zedeliyor.
Rahman'ın Çin ziyareti ve bölgesel etkiler
Bu ortamda Başbakan Rahman'ın Çin ziyareti, Bangladeş'in dış politikasında bir kaymayı işaret ediyor. Bangladeş uzun süredir "büyük komşular arasında denge" politikası izliyor; ancak son yıllarda Çin, Bangladeş'in en büyük ticaret ortağı ve en büyük altyapı yatırımcısı haline geldi. Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında ülkede büyük liman, köprü ve enerji projeleri yürüten Çin, Bangladeş'in askeri teçhizat ithalatında da ilk sıraya yerleşti.
Pekin ziyareti sırasında iki ülke arasında yeni ticaret anlaşmaları, bir Serbest Ticaret Anlaşması (STA) çerçevesi ve muhtemelen bir güvenlik iş birliği protokolü imzalanması bekleniyor. Bu durum, Hindistan'ın endişelerini artırıyor çünkü Çin'in Güney Asya'da artan nüfuzu, Yeni Delhi'nin stratejik çıkarlarına doğrudan tehdit olarak algılanıyor. Özellikle Çin'in Pakistan ve Sri Lanka ile olan yakın ilişkilerine bir de Bangladeş'in eklenmesi, Hindistan'ın bölgesel liderlik rolünü sorgulatabilir.
Öte yandan, Bangladeş'in Çin'e yönelmesi, ABD ve Batılı ülkeler tarafından da endişeyle izleniyor. Bangladeş, demokrasi ve insan hakları konusunda son yıllarda geri adım atmakla eleştiriliyor; ancak Batı, Çin'in bu ülkedeki yatırımları karşısında etkisiz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan-Bangladeş gerginliği ve Bangladeş'in Çin'e yönelişi, Türkiye'nin Güney Asya politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Bangladeş ile tarihsel ve kültürel bağlara sahip olup, bu ülkeyle ticaret ve savunma alanında iş birliğini geliştirme potansiyeli taşımaktadır. Ancak Bangladeş'in Çin'e artan bağımlılığı, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını daraltabilir. Diğer yandan, Hindistan ile ilişkilerini geliştiren Türkiye, bu krizde iki ülke arasında denge politikası izlemek zorunda kalabilir. Bölgesel istikrarsızlığın artması, Türkiye'nin Güney Asya'daki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir.