İsrail'de kritik genel seçimlerin arifesinde, Mossad şefinin Başbakan Binyamin Netanyahu'nun önerdiği İran'a yönelik hızlı bir askeri operasyonu desteklediği, ancak Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in buna karşı çıktığı öne sürüldü. İsrail medyasında pazartesi günü yer alan haberlere göre, istihbarat teşkilatı ile askeri liderlik arasındaki bu görüş ayrılığı, ülkenin iç güvenlik politikalarında önemli bir çatlak olarak yorumlanıyor. Netanyahu'nun siyasi geleceğinin tehlikede olduğu seçimler öncesinde ortaya çıkan bu haber, İsrail'in İran'a karşı izleyeceği stratejinin belirsizliğini gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'de uzun süredir İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri, savunma ve istihbarat kurumları arasında farklı yaklaşımlara sahne oluyor. Mossad'ın, İran'a yönelik hızlı ve cerrahi bir operasyonu savunduğu, bu tür bir operasyonun İran'ın nükleer tesislerine veya askeri kapasitesine önemli darbe vuracağı düşüncesinde olduğu belirtiliyor. Buna karşılık Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in, böyle bir operasyonun bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği ve İsrail'in güvenliğini daha büyük bir risk altına sokacağı endişesiyle karşı çıktığı ifade ediliyor.
Habere göre, Başbakan Netanyahu hükümet içinde ve güvenlik kabinesinde bu konuda bir karar almaya çalışırken, Mossad şefinin destek beyanı, istihbarat camiasının hükümete yakın durduğunu gösteriyor. Ancak askeri liderliğin muhalefeti, İsrail'in İran karşısında nasıl bir yol izleyeceği konusunda ciddi bir bölünme olduğunu ortaya koyuyor. Bu bölünme, seçim öncesi Netanyahu'nun güçlü bir liderlik imajı çizmesini zorlaştırabilir.
İsrail'de 1 Kasım 2022'de yapılan son seçimlerin ardından siyasi istikrarsızlık sürmüş, Netanyahu'nun yargı reformu tartışmaları ve yolsuzluk davaları gündemi meşgul etmişti. Şimdi ise yeni bir seçim sürecinde, İran'a yönelik olası bir operasyonun zamanlaması ve yöntemi, seçmenin güvenlik algısını doğrudan etkileyebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Mossad'ın operasyon yanlısı tutumu, Netanyahu'nun “güçlü İsrail” söylemini desteklerken, ordunun temkinli yaklaşımı, olası bir savaşın getireceği ağır sonuçlara işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in İran'a yönelik olası bir askeri operasyonu, yalnızca iki ülke arasında değil, tüm Ortadoğu'da dengeleri değiştirebilecek bir adım. İran'ın bölgesel müttefikleri olan Hizbullah, Suriye rejimi ve Husiler gibi aktörler, böyle bir operasyona karşılık verebilir. Ayrıca ABD'nin tutumu da kritik: Washington, İsrail'in güvenliğini desteklemekle birlikte, İran'la diplomatik müzakereleri sürdürme çabasında. ABD yönetimi, İsrail'in tek taraflı bir askeri müdahalesinin bölgesel istikrarı bozacağı endişesini taşıyor. Rusya ve Çin'in de İran ile yakın ilişkileri göz önüne alındığında, İsrail'in operasyonu küresel bir krize dönüşebilir.
Öte yandan İran, nükleer programını savunmak için elindeki tüm araçları kullanabilir. Son aylarda İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığı ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ile işbirliğini sınırladığı biliniyor. İsrail'in askeri seçeneği masaya koyması, İran'ın daha sert bir tutum takınmasına yol açabilir. Bu da bölgede silahlanma yarışını hızlandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de istihbarat ve askeri kanat arasındaki İran operasyonu tartışması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Olası bir İsrail-İran çatışması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından risk oluştururken, aynı zamanda bölgesel istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye, İran ile diplomatik kanalları açık tutarak gerilimin düşürülmesini savunuyor. İsrail'in tek taraflı bir askeri operasyonu, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zayıflatabilir ve mülteci akınları gibi yeni krizlere yol açabilir. Ayrıca Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde, böyle bir gelişmenin ikili ilişkileri olumsuz etkileyeceğini hesaplıyor. Ankara, bölgede tansiyonun yükselmesinden endişe duyuyor.