Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından hazırlanan bir rapor, İsrail'in Gazze'de ateşkesin başladığı tarihten bu yana soykırım niteliğinde eylemlerde bulunduğunu ve Batı Şeria'da insanlığa karşı suçlar işlediğini iddia etti. Rapor, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlediğini belirtirken, İsrail yönetimi raporu sert bir dille kınadı ve reddetti.
Raporun ayrıntıları ve iddialar
BM İnsan Hakları Konseyi'nin bağımsız araştırma komisyonu tarafından hazırlanan rapor, Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonraki dönemi mercek altına aldı. Raporda, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının soykırım niyeti taşıdığına dair kanıtlar bulunduğu öne sürüldü. Komisyon, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve Filistinlilere yönelik sistematik bir saldırı yürüttüğünü belirtti. Raporda ayrıca Batı Şeria'da da İsrail güçlerinin insanlığa karşı suç teşkil eden eylemlerde bulunduğu ifade edildi.
BM İnsan Hakları Konseyi, raporun hazırlanmasında saha araştırmaları, tanık ifadeleri ve uydu görüntülerinden yararlanıldığını açıkladı. Komisyon üyeleri, İsrail'in bu eylemlerinin uluslararası toplum tarafından soruşturulması gerektiğini vurguladı. Ancak rapor, henüz BM Güvenlik Konseyi'ne taşınmadı ve bağlayıcılığı bulunmuyor.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, raporu "temelsiz ve taraflı" olarak nitelendirerek reddetti. Bakanlık sözcüsü, raporun Hamas'ın saldırılarını görmezden geldiğini ve İsrail'in meşru müdafaa hakkını yok saydığını savundu. İsrail, BM İnsan Hakları Konseyi'ni İsrail karşıtı bir tutum sergilemekle suçladı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Rapor, uluslararası alanda yankı uyandırdı. Filistin yönetimi raporu memnuniyetle karşılarken, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı, İsrail'e yönelik uluslararası yaptırım çağrısında bulundu. Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmedi ancak bazı üye ülkeler raporun ciddiye alınması gerektiğini belirtti. ABD yönetimi ise raporu "tek taraflı" olarak değerlendirdi ve İsrail'in güvenlik endişelerine dikkat çekti.
BM İnsan Hakları Konseyi'nin raporu, Gazze'deki insani durumun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Gazze'de sağlık sisteminin çöktüğünü ve insani yardımların yetersiz olduğunu bildirdi. BM yetkilileri, bölgede ateşkesin kalıcı olması ve insani koridorların açılması için çağrılarını yineledi. Rapordaki iddialar, uluslararası hukuk uzmanları tarafından da tartışılıyor; bazı uzmanlar soykırım suçunun ispatının zor olduğunu belirtirken, diğerleri toplanan kanıtların yeterli olduğunu savunuyor.
İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırıları sonrası başlamıştı. Aylardır süren çatışmalarda binlerce sivil hayatını kaybetti. BM raporu, ateşkes sonrası dönemde de İsrail'in ihlalleri sürdürdüğünü iddia ediyor. Raporda, İsrail'in Gazze'de altyapıyı hedef aldığı, hastaneleri ve okulları vurduğu belirtiliyor. İsrail ise bu tesislerin Hamas tarafından kullanıldığını savunuyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığı, daha önce İsrail ve Hamas yetkilileri hakkında savaş suçları soruşturması başlatmıştı. BM raporu, bu soruşturmalara yeni deliller sunabilir. Ancak İsrail, UCM'nin yargı yetkisini tanımadığını açıklamış durumda. Raporun, BM Genel Kurulu'nda görüşülmesi bekleniyor. Bazı ülkeler, raporu gündeme taşıyarak İsrail'e yönelik yaptırımları artırmayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM raporunu yakından takip ediyor. Dışişleri Bakanlığı, raporun İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerini belgelendirdiğini belirterek, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Türkiye, Filistin davasına verdiği desteği sürdürüyor ve İsrail'e yönelik yaptırımların artırılmasını savunuyor. Rapor, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini güçlendirebilir. Ayrıca, Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin insani yardım politikalarını şekillendiriyor. Türkiye, Mısır ve Katar ile birlikte ateşkes görüşmelerinde arabuluculuk yapmıştı. Raporun ardından Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini sertleştirmesi ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nda aktif rol alması bekleniyor. Ekonomik açıdan, Türkiye-İsrail ticaret ilişkileri halihazırda gergin; rapor yeni yaptırım tartışmalarını tetikleyebilir.