Ortadoğu'da gerilim yeniden tırmanıyor. İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik yeni bir askeri saldırı hazırlığında olduğu iddiaları, bölgeyi yeni bir çatışma dalgasının eşiğine getirdi. Middle East Eye'ın haberine göre, son haftalarda artan karşılıklı tehditler ve askeri hareketlilik, diplomatik çevrelerde "kaçınılmaz bir tırmanma" endişesine yol açtı. İran'ın nükleer programındaki ilerleme ve bölgesel vekil gruplar üzerinden yürüttüğü etki savaşı, İsrail ve ABD'yi daha sert önlemler almaya itiyor.
Gerilimin arka planı: Nükleer program ve vekil savaşları
İran ile İsrail arasındaki gerginlik yıllardır sürüyor, ancak son dönemde İran'ın nükleer programında kaydettiği ilerleme Batı başkentlerinde alarma neden oldu. Tahran, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a çıkardığını açıklamış, bu da nükleer silah üretimine çok yakın bir seviye olarak değerlendiriliyor. İsrail, İran'ın nükleer silah edinmesini "kırmızı çizgi" olarak nitelendiriyor ve askeri seçeneği masada tutuyor. ABD ise diplomatik çözüm çağrılarını sürdürürken, İran'a yönelik yaptırımları artırmış durumda. Öte yandan, İran'ın Lübnan'daki Hizbullah, Suriye'deki milisler ve Yemen'deki Husiler üzerinden yürüttüğü vekil savaşı, İsrail'in güvenlik çevrelerinde "çok cepheli bir tehdit" algısını güçlendiriyor. Son aylarda İsrail'in Suriye'deki İran bağlantılı hedeflere yönelik hava saldırıları ve İran'ın buna verdiği karşılıklar, taraflar arasındaki doğrudan çatışma riskini artırdı.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol ve güvenlik dengeleri
Olası bir İsrail-ABD saldırısı, sadece bölgesel değil küresel dengeleri de etkileyecek. İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulunarak küresel petrol arzının yaklaşık beşte birini riske atabilir. Böyle bir adım, enerji fiyatlarında ani sıçramalara ve dünya ekonomisinde dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca, İran'ın yanıt olarak bölgedeki vekillerini harekete geçirmesi, Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'e yayılan bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması, Rusya ve Çin'in tutumu da belirleyici olacak. Moskova ve Pekin, İran ile stratejik ilişkilerini sürdürürken, Batı'nın askeri müdahalesine karşı çıkıyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamalar ise itidal çağrısının ötesine geçemiyor. Uzmanlar, tarafların geri adım atmaması halinde bölgenin "kontrol edilemez bir tırmanma sarmalına" girebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'a yönelik olası bir saldırı, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile uzun sınır komşusudur ve olası bir savaş, mülteci akını, sınır güvenliği sorunları ve terör örgütlerinin hareketlenmesi riskini artırır. Ayrıca, enerji ithalatında İran'ın payı düşünüldüğünde, petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki olası bir artış Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkiler. Türkiye, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırabilir; ancak ABD ve İsrail ile İran arasında denge politikası yürütmek zorlaşabilir. Bu nedenle Ankara, çatışmanın önlenmesi için uluslararası çağrılara destek vermeye devam edecektir.