Mısır, Cuma günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumunda İsrail'in Filistinlilere yönelik ihlallerinin sona erdirilmesi çağrısında bulunurken, Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'dan (Doğu Kudüs dahil) nüfusun zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimi kesin bir dille reddetti. Mısır Başbakanı Mustafa Madbouly, BM kürsüsünden yaptığı konuşmada, Kahire'nin Filistin halkının haklarını savunma konusundaki kararlılığını yineledi.
Mısır'ın BM'deki çıkışı ve bölgesel gerilim
Başbakan Madbouly, konuşmasında İsrail'in uluslararası hukuku ve BM kararlarını ihlal eden uygulamalarına dikkat çekerek, bu ihlallerin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı. Mısır'ın, Filistinlilerin kendi topraklarından zorla çıkarılmasına yönelik planlara asla müsamaha göstermeyeceğini belirten Madbouly, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria ve Gazze'den herhangi bir zorunlu göçün kabul edilemez olduğunu ifade etti. Bu açıklama, son dönemde İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları ve yerleşim faaliyetlerinin ardından gelen en üst düzey Mısır tepkilerinden biri olarak öne çıktı.
Mısır, tarihsel olarak Filistin davasının en önemli destekçilerinden biri ve Gazze'ye insani yardımın ulaştırılmasında kilit bir aktör konumunda. Kahire yönetimi, Refah Sınır Kapısı üzerinden yardım sevkiyatını koordine ederken, aynı zamanda Filistinlilerin Sina Yarımadası'na yerleştirilmesine yönelik herhangi bir plana şiddetle karşı çıkıyor. Mısır'ın bu tutumu, ülkenin ulusal güvenliği ve bölgesel dengeler açısından hayati önem taşıyor.
Uluslararası topluma çağrı ve bölgesel yansımalar
Madbouly'nin konuşması, BM Genel Kurulu'nda İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin artan endişelerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Mısır, uluslararası toplumu Filistin halkının korunması ve iki devletli çözümün canlandırılması için harekete geçmeye davet etti. Başbakan, İsrail'in ihlallerinin sadece Filistinlileri değil, tüm bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirterek, Arap ülkeleri ve uluslararası aktörler arasında ortak bir duruş sergilenmesi gerektiğini söyledi.
Bu gelişme, Mısır'ın son yıllarda İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabalarına rağmen, Filistin meselesinde geri adım atmadığını gösteriyor. Kahire, hem Hamas ile İsrail arasındaki dolaylı müzakerelerde arabuluculuk yaparken hem de Filistinlilerin haklarını savunarak zor bir denge politikası yürütüyor. Mısır'ın BM'deki bu çıkışı, özellikle ABD'nin Orta Doğu'daki etkisinin azaldığı bir dönemde, bölgesel liderlik iddiasını pekiştirme amacı taşıyor.
Öte yandan, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim genişletme politikaları ve Gazze'ye yönelik abluka, uluslararası alanda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Mısır'ın çağrısı, Avrupa Birliği ve bazı Arap ülkeleri tarafından da destekleniyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nde süregelen veto engelleri nedeniyle somut adım atılması zor görünüyor. Yine de Mısır'ın bu açıklaması, Filistin davasının uluslararası platformlarda canlı tutulması açısından önemli bir adım olarak nitelendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın BM'de İsrail'e yönelik sert çıkışı, Türkiye'nin bölgesel pozisyonuyla örtüşüyor. Türkiye, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine karşı çıkarak iki devletli çözümü savunuyor. Mısır ile Türkiye arasında son dönemde artan diyalog ve iş birliği, Gazze'ye insani yardım ve ateşkes çabalarında ortak hareket etme potansiyelini güçlendiriyor. Ayrıca, Mısır'ın bu tutumu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik dengeleri açısından da önemli; Kahire ile Ankara arasındaki yakınlaşma, bölgesel istikrara katkı sağlayabilir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM platformlarında Filistin davasını savunmaya devam edecektir.