İsrail ordusunun cuma günü Lübnan'ın güneyindeki birçok kasabaya düzenlediği topçu saldırılarında fosforlu mühimmat kullandığı, Lübnan resmi haber ajansı NNA tarafından duyuruldu. NNA'ya göre, topçu ateşi Nebatiye ilçesine bağlı Zevtar eş-Şarkiye, Meyfadun ve Nebatiye el-Fevka kasabalarının çevresini hedef aldı. Fosforlu mühimmatın özellikle Nebatiye el-Fevka'da kullanıldığı belirtildi. Saldırıda can kaybı veya yaralanma olup olmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Saldırıların arka planı ve bölgedeki gerilim
Lübnan'ın güneyi, uzun süredir İsrail ile Hizbullah arasındaki düşük yoğunluklu çatışmalara sahne oluyor. Özellikle 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'deki savaşla eşzamanlı olarak İsrail-Lübnan sınırında karşılıklı saldırılar arttı. İsrail ordusu, sık sık Hizbullah hedeflerini vurduğunu açıklarken, Lübnan tarafı bu saldırıların sivil yerleşim yerlerini etkilediğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Fosforlu mühimmat, özellikle yerleşim alanlarında kullanıldığında ciddi yangınlara, çevre tahribatına ve insan sağlığı üzerinde uzun vadeli olumsuz etkilere yol açabiliyor. Uluslararası hukuk, beyaz fosforun sivil bölgelerde kullanımını yasaklamasa da, ayrım gözetmeksizin yapılan saldırılarda kullanımı savaş suçu olarak değerlendirilebiliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve diğer uluslararası kuruluşlar, daha önce de İsrail'in Lübnan ve Gazze'de fosforlu mühimmat kullandığına dair raporlar yayımlamıştı.
NNA'nın haberi, bölgede artan çatışma riskini gözler önüne seriyor. Saldırıların zamanlaması, İsrail'in kuzey sınırında güvenlik kaygılarını öne çıkardığı ve Hizbullah'a yönelik baskıyı artırdığı bir döneme denk geliyor. Lübnan hükümeti ise saldırıları kınayarak uluslararası toplumu müdahaleye çağırdı. Ancak şu ana kadar BM veya bölgesel aktörlerden somut bir adım gelmedi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da bozuyor. Hizbullah, İran'ın bölgedeki en önemli vekil güçlerinden biri ve İsrail'in hedef alması, Tahran ile Tel Aviv arasındaki gerilimi tırmandırabilir. Ayrıca, Suriye üzerinden İran'a uzanan kara koridoru da bu çatışmalardan etkilenebilir. ABD, İsrail'in en yakın müttefiki olarak, saldırıların boyutuna bağlı olarak diplomatik baskıyı artırabilir veya askeri desteğini sürdürebilir.
Fosforlu mühimmat kullanımı, uluslararası alanda İsrail'e yönelik eleştirileri artırabilir. Avrupa Birliği ve bazı Batılı ülkeler, uluslararası hukuka saygı çağrısı yapabilir. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nde veto yetkisine sahip ABD'nin tutumu belirleyici olacak. Öte yandan, saldırılar Lübnan'ın zaten içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizi derinleştirebilir; ülke yıllardır istikrarsızlık ve yoksullukla boğuşuyor.
Bölgesel aktörlerden Türkiye, Mısır ve Katar gibi ülkelerin arabuluculuk girişimleri ise şimdiye kadar sonuç vermedi. İsrail'in askeri operasyonları, Filistin meselesiyle birlikte Orta Doğu'da yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. Nitekim son haftalarda İsrail'in kuzey sınırında yaşanan olaylar, Hizbullah'ın misilleme tehditlerini artırmasına neden oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in fosforlu mühimmat kullanması, Ankara'nın uzun süredir dile getirdiği uluslararası hukuk ihlalleri eleştirilerini güçlendirebilir. Türkiye, bölgede artan gerilimin kendi güvenliğini de etkileyeceğini düşünüyor; zira Lübnan'daki istikrarsızlık, Suriye üzerinden Türkiye'ye yönelik göç dalgasını tetikleyebilir ve PKK/YPG gibi unsurların bölgede hareket alanını genişletebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarları da bu çatışmalardan olumsuz etkilenebilir. Ankara'nın çağrısı, tarafların itidal göstermesi ve uluslarlararası hukuka uyması yönünde olacaktır.