Bahreyn, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için herhangi bir izin veya ücret sistemi uygulanmasını reddetti. Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid El Zayani, uluslararası su yolundan transit geçişin askıya alınamayacağını ve tek taraflı koşullara tabi tutulamayacağını açıkladı. Zayani, açıklamasında uluslararası hukuk ve deniz ticareti serbestliğine vurgu yaptı. Bu açıklama, İran'ın bölgede artan gerilim sırasında boğazdaki geçiş rejimine ilişkin tartışmaları alevlendirmesinin ardından geldi.
Hürmüz Boğazı'nda Gerilim ve Bahreyn'in Tutumu
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir deniz ticaret koridorudur. Son dönemde İran, bölgedeki gemilere yönelik müdahaleleri ve boğazı kapatma tehditleriyle uluslararası toplumun gündemine gelmişti. Bahreyn Dışişleri Bakanı El Zayani, Cuma günü yaptığı yazılı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'ndan geçiş hakkı uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınmıştır ve bu hak hiçbir şekilde askıya alınamaz veya tek taraflı koşullara bağlanamaz" ifadelerini kullandı. Zayani, boğazda izin veya ücret sistemi getirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, bu tür girişimlerin uluslararası deniz ticaretine ve enerji güvenliğine zarar vereceğini söyledi.
Bahreyn, ABD'nin Beşinci Filosu'na ev sahipliği yapan stratejik bir Körfez ülkesi olarak, İran'ın bölgedeki yayılmacı politikalarına karşı sert bir tutum sergiliyor. Manama yönetimi, Tahran'ın boğazı bir baskı aracı olarak kullanmasını engellemek için uluslararası koalisyonlarla iş birliği yapıyor. El Zayani'nin açıklaması, İran'ın son aylarda boğazda artan askeri varlığı ve gemilere yönelik müdahalelerine karşı bir uyarı niteliği taşıyor.
Uluslararası Hukuk ve Deniz Ticareti Serbestliği
Hürmüz Boğazı, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) göre uluslararası transit geçiş koridoru statüsündedir. Bu statü, tüm gemilerin barışçıl amaçlarla ve ayrım gözetmeksizin geçiş hakkını garanti eder. Bahreyn'in açıklaması, bu hukuki çerçeveye açık bir atıf içeriyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve büyük deniz ticareti şirketleri, boğazda herhangi bir izin veya ücret uygulamasının küresel tedarik zincirlerini felç edebileceği uyarısında bulunuyor.
İran, daha önce boğazdan geçen gemilerden "çevre koruma ücreti" adı altında ödeme talep etmiş, ancak bu talepler uluslararası alanda meşruiyet kazanmamıştı. Tahran yönetimi, ABD yaptırımlarına karşı bir misilleme olarak boğazı kapatma tehdidini sık sık dile getiriyor. Ancak böyle bir adım, İran'ın kendi petrol ihracatını da sekteye uğratacağı için genellikle caydırıcılık unsuru olarak kullanılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrar, yalnızca Körfez ülkeleri için değil, tüm dünya ekonomisi için hayati önem taşıyor. Günlük yaklaşık 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü bu boğazdan geçiyor. Boğazın kapanması veya geçiş rejiminin değişmesi, enerji fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel resesyon riskine yol açabilir. ABD, İngiltere ve Fransa gibi denizci güçler, bölgede deniz güvenliğini sağlamak için devriye görevleri yürütüyor. Bahreyn'in açıklaması, bu ülkelerin tutumuyla uyumlu bir şekilde, İran'a karşı ortak bir cephe oluşturma çabası olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, Katar, Umman ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri de boğazdaki serbest geçişin korunmasından yana. Ancak bu ülkeler, İran ile doğrudan çatışmaya girmekten kaçınıyor. Bahreyn'in sert çıkışı, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) içinde İran'a karşı daha şahin bir kanadın varlığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış ticaret güzergâhları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının büyük bölümünü Basra Körfezi üzerinden karşılıyor; boğazda yaşanacak bir kriz, enerji ithalat maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türk deniz ticareti, Süveyş Kanalı ve Hürmüz hattı üzerinden Asya'ya bağlanıyor. Ankara, uluslararası hukuka dayalı serbest geçiş ilkesini destekleyerek bölgesel istikrarın korunmasında rol oynayabilir. İran ile dengeli ilişkiler yürüten Türkiye'nin, Körfez ülkeleriyle diyaloğu güçlendirmesi ve olası bir krizde arabuluculuk yapması kendi çıkarlarına hizmet edecektir.