Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Hani Sewilam, Pazar günü yaptığı açıklamada Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nı (GERD) gayrimeşru ilan ederek Mısır'ın su güvenliğini korumak için gerekli gördüğü her türlü tedbiri alma hakkına sahip olduğunu belirtti. Sewilam, bu sözleri yabancı basın mensuplarına yönelik bir brifingde dile getirdi. Açıklama, Mısır ile Etiyopya arasında yıllardır süren Nil suları krizi ve barajın işletilmesine ilişkin anlaşmazlıkları yeniden gündeme taşıdı.
Gelişmenin Arka Planı
Büyük Etiyopya Rönesans Barajı, Nil Nehri üzerinde Etiyopya tarafından inşa edilen ve Afrika'nın en büyük hidroelektrik santrali olma özelliği taşıyan bir projedir. Temeli 2011 yılında atılan baraj, Mavi Nil üzerinde yer alıyor ve tam kapasiteyle faaliyete geçtiğinde 6.45 gigawatt elektrik üretmesi planlanıyor. Etiyopya, barajı ekonomik kalkınmasının temel taşı olarak görüyor ve nüfusunun büyük bölümünün elektriğe erişimini sağlamayı hedefliyor.
Mısır ise Nil suyunun yüzde 97'sine bağımlı bir ülke konumunda. Kahire yönetimi, barajın doldurulma süreci ve işletme esaslarının kendi su payını tehlikeye attığını savunuyor. Mısır, tarihsel olarak Nil sularının büyük bölümünü kullanan ülke olarak, Etiyopya'nın tek taraflı adımlarının kabul edilemez olduğunu vurguluyor. 2015 yılında Mısır, Etiyopya ve Sudan arasında imzalanan ilkeler mutabakatı, baraj konusunda bağlayıcı bir anlaşma sağlanamaması nedeniyle pratikte uygulanamadı.
Son yıllarda yürütülen Afrika Birliği arabuluculuğundaki görüşmeler de sonuçsuz kaldı. Mısır ve Sudan, Etiyopya'nın kuraklık dönemlerinde su salınımını garanti altına alacak bir mekanizmayı reddetmesinden şikayetçi. Etiyopya ise egemenlik haklarına müdahale edildiğini savunarak, barajın doldurulmasının kendi topraklarında gerçekleştiğini ve bağlayıcı kurallara ihtiyaç olmadığını ileri sürüyor. 2020, 2021 ve 2022 yıllarında Etiyopya barajda tek taraflı olarak su doldurmaya devam etti. 2023'te ise dördüncü faz doldurma işlemi tamamlandı.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, konuyu ulusal güvenlik meselesi olarak tanımlamış ve askeri seçenek dahil tüm opsiyonların masada olduğunu ifade etmişti. Ancak son yıllarda Mısır, diplomatik kanalları ve uluslararası lobi faaliyetlerini önceliklendiriyor. Sewilam'ın son açıklaması da bu çerçevede, uluslararası kamuoyunu harekete geçirme ve Etiyopya üzerinde baskı oluşturma amacı taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nil suyu krizi, sadece Mısır ve Etiyopya'yı değil, Sudan'ı da doğrudan etkiliyor. Hartum yönetimi, barajın kendi su ihtiyacını ve güvenliğini tehdit ettiğini belirterek Mısır'a yakın bir pozisyon alıyor. Bölgesel istikrar açısından, su paylaşımı anlaşmazlığı Doğu Afrika'da gerilimi artırma potansiyeli taşıyor. Mısır, Etiyopya'nın barajı doldurma hızını ve işletme kurallarını tek taraflı belirlemesinin, aşağı havza ülkelerinin tarım ve içme suyu ihtiyaçlarını riske attığını savunuyor.
Uluslararası aktörler arasında ABD, 2020'de taraflar arasında arabuluculuk girişiminde bulunmuş ancak Etiyopya görüşmelerden çekilmişti. Avrupa Birliği ve Çin, tarafları diyaloğa teşvik ediyor ancak bağlayıcı bir çözüm mekanizması oluşturulamadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2021'de konuyu ele almış olsa da somut bir karar çıkmadı. Mısır, konuyu uluslararası hukuk çerçevesinde çözmek için çaba sarf ederken, Etiyopya barajın tamamlanmasının ardından jeopolitik ağırlığını artırmayı hedefliyor.
Baraj, Etiyopya'nın elektrik ihracatı yoluyla komşu ülkelerle ilişkilerini güçlendirmesine olanak tanıyacak. Kenya, Cibuti ve Sudan'a elektrik satışı planlanıyor. Bu durum, Mısır'ın bölgesel nüfuzunu dengeleyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Mısır ise barajın dolduurulması sırasında Nil debisindeki olası düşüşe karşı kendi sulama sistemlerini modernize etmeye ve su verimliliğini artırmaya yönelik yatırımlar yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nil suyu krizi, Türkiye'nin doğrudan tarafı olmadığı ancak yakından izlediği bir meseledir. Türkiye, su kaynaklarının adil ve makul kullanımını savunan bir tutum sergiliyor. Mısır ile Etiyopya arasındaki gerilim, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki diplomatik ve ekonomik çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, bölgede istikrarın korunması ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısı yapıyor. Ayrıca Türkiye, kendi sınır aşan suları (Fırat-Dicle) konusundaki tutumuyla benzer bir pozisyonda olduğundan, Nil krizindeki gelişmeleri dikkatle takip ediyor. Baraj anlaşmazlığının tırmanması, Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini de etkileyebilir.