İran Silahlı Kuvvetleri, ABD'nin ülkeye yönelik yeniden bir askeri saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı. Orta Doğu merkezli haber sitesi Middle East Eye'ın aktardığına göre, İran ordusundan yapılan yazılı açıklamada, ABD'nin bölgedeki askeri hareketliliğini artırdığı ve olası bir saldırı için hazırlık yaptığı belirtildi. Açıklama, son haftalarda ABD-İran hattında tırmanan gerilimin ardından geldi.
Gerilimin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, Washington'ın 2018'de tek taraflı olarak kapsamlı nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilmesi ve ardından İran'a yönelik ağır yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla hızla bozulmuştu. Son aylarda Basra Körfezi'nde yaşanan olaylar, İran'a ait insansız hava araçlarının ve gemilerinin hedef alınması, karşılıklı restleşmeleri artırdı.
İran ordusunun açıklamasında, ABD'nin bölgedeki üslerine yeni askeri yığınak yaptığı, uçak gemisi gruplarını ve stratejik bombardıman uçaklarını İran sınırlarına yakın konumlandırdığı ifade edildi. Tahran yönetimi, bu hareketliliği "provokasyon" olarak nitelendirdi ve her türlü saldırıya "sert ve ezici" karşılık verileceği uyarısında bulundu.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı komutanlar da son günlerde yaptıkları açıklamalarda, ülkenin savunma kapasitesinin her türlü tehditle baş edebilecek düzeyde olduğunu vurguladı. Tahran, ayrıca ABD'nin bölgedeki müttefikleri aracılığıyla yürüttüğü istihbarat ve askeri işbirliğini yakından izlediğini duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD yönetiminden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Beyaz Saray ve Pentagon kaynakları, son dönemde İran'a yönelik "tüm seçeneklerin masada" olduğunu yinelemişti. Bölge uzmanları, açıklamanın doğrudan bir savaş ilanı anlamına gelmediğini, fakat gerilimin yükseldiğini ve yanlış hesaplama riskinin arttığını belirtiyor.
Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik dengeleri, İran'ın nükleer programı etrafındaki belirsizliklerle daha da karmaşık bir hal almış durumda. İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırısı, bölgesel bir savaşı tetikleyebilir. Ayrıca Yemen'deki Husiler, Irak ve Suriye'deki İran destekli milisler, Lübnan Hizbullah'ı gibi aktörler üzerinden vekalet savaşları da tırmanma riski taşıyor.
Küresel enerji piyasaları da bu gerilimden doğrudan etkileniyor. Basra Körfezi'nden geçen petrol sevkiyatının aksaması ihtimali, ham petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nden henüz somut bir arabuluculuk girişimi gelmedi.
İran'ın açıklaması, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki askeri varlığını meşrulaştırma çabalarına karşı bir propaganda hamlesi olarak da değerlendiriliyor. Tahran, kamuoyuna "dış tehdit" algısını güçlendirerek iç birlikteliği sağlamayı hedefliyor olabilir. Öte yandan, ABD'nin İran'a yönelik olası bir saldırısı, Irak ve Suriye'deki askerlerini de hedef haline getirecektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD gerilimi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran ile uzun sınırı olan ve bölgesel istikrara bağımlı bir ülke. Olası bir ABD saldırısı, Irak ve Suriye'deki dengeleri sarsarak PKK/YPG gibi terör örgütlerine alan açabilir, mülteci akınını tetikleyebilir. Ayrıca enerji arz güvenliği ve ticaret yolları olumsuz etkilenebilir. Türkiye, taraflar arasında diplomatik çözüm için arabuluculuk yapabilir; ancak NATO üyesi olarak ABD ile ilişkilerini de gözetmek zorunda. Bu nedenle Ankara'nın dengeli bir tutum izlemesi ve bölgesel istikrarı öncelemesi bekleniyor.