İran'da petrol ve gaz sektörü, ABD ve İsrail ile yaşanan savaşın etkisiyle yüzde 26 oranında küçüldü. Açıklanan yeni resmi verilere göre bu daralma, ülke ekonomisinin toplam büyüklüğünün yüzde 10 oranında azalmasına yol açtı. Savaşın enerji altyapısına verdiği zarar ve uluslararası yaptırımların derinleşmesi, İran'ın en önemli gelir kaynağını vurdu. Ekonomistler, kaybın önümüzdeki dönemde daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.
Petrol ve Gaz Üretimindeki Çöküşün Arka Planı
İran ekonomisinin bel kemiği olan petrol ve doğal gaz sektörü, savaş öncesinde de yaptırımlar nedeniyle zor günler geçiriyordu. Ancak ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonları, ülkenin enerji altyapısına doğrudan zarar verdi. Rafineriler, boru hatları ve ihracat terminalleri hedef alındı; üretim tesislerinin bir kısmı uzun süre devre dışı kaldı. İran hükümeti, savaş sırasında petrol ihracatını sürdürmekte zorlandı; hem fiziki altyapı hasarı hem de uluslararası sigorta ve nakliye şirketlerinin İran limanlarına yönelik ambargoları, sevkiyatları durma noktasına getirdi. Uzmanlar, savaşın ilk aylarında günlük petrol üretiminin yarıdan fazla düştüğünü tahmin ediyor. Doğal gazda ise iç tüketimin karşılanmasında bile sıkıntı yaşandı; elektrik kesintileri ve sanayi tesislerinde üretim durmaları baş gösterdi.
Resmi verilere göre, petrol ve gaz sektöründeki yüzde 26'lık daralma, doğrudan GSYH'ye yüzde 10'luk bir kayıp olarak yansıdı. Bu oran, İran ekonomisinin toplam büyüklüğünün yaklaşık onda birinin yok olduğu anlamına geliyor. Savaşın yol açtığı yıkım, sadece enerji sektörüyle sınırlı kalmadı; ulaştırma, imalat ve hizmet sektörleri de dolaylı olarak zarar gördü. İran riyali, savaş sürecinde hızla değer kaybetti; enflasyon çift haneli rakamlara yükseldi. Hükümet, artan bütçe açığını kapatmak için parasal genişlemeye gitmek zorunda kaldı; bu da fiyat istikrarını daha da bozdu.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve bağımsız ekonomistler, İran'ın savaş öncesi günlük 2,5-3 milyon varil civarında olan petrol ihracatının, savaş sırasında 1 milyon varilin altına gerilediğini belirtiyor. Bu düşüş, ülkenin döviz gelirlerinde yıllık 20 milyar doları aşan bir kayba işaret ediyor. İran, yıllardır uygulanan ABD yaptırımları nedeniyle zaten sınırlı sayıda alıcıya (başta Çin) petrol satabiliyordu. Savaş, bu daralan pazarı daha da kırılgan hale getirdi. Çinli rafineriler bile yüksek risk nedeniyle alımlarını azalttı. İran'ın doğal gaz ihracatı ise komşu ülkelere (Türkiye, Irak) yönelik boru hatları üzerinden yapılıyor; bu hatlarda da kesintiler yaşandı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran ekonomisindeki bu sert daralma, Orta Doğu'nun genel istikrarı açısından ciddi sonuçlar doğuruyor. İran, bölgedeki vekil grupları (Hizbullah, Husiler, Şii milisler) finansal olarak destekleyen bir aktör. Ekonomik küçülme, bu desteğin sürdürülebilirliğini tehlikeye atıyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerde elini zayıflatabilir. Ülke içinde artan işsizlik ve yoksulluk, rejim karşıtı protestoları yeniden alevlendirebilir. Savaşın enerji piyasalarına etkisi ise küresel ölçekte hissedildi: Petrol fiyatları, savaşın başlangıcında varil başına 100 doların üzerine çıktı; ardından İran arzındaki kayıp, Suudi Arabistan ve BAE'nin devreye girmesiyle kısmen telafi edildi. Ancak jeopolitik risk primi, piyasalarda oynaklığı artırdı. Avrupa ve Asya ekonomileri, yüksek enerji maliyetleriyle mücadele etmek zorunda kaldı.
İran'ın GSYH'sindeki yüzde 10'luk kayıp, ülkenin son 40 yılda yaşadığı en büyük ekonomik şoklardan biri olarak değerlendiriliyor. 1980-1988 İran-Irak Savaşı sırasında da benzer bir daralma yaşanmıştı. Uzmanlar, mevcut savaşın etkilerinin uzun yıllar süreceğini, enerji altyapısının yeniden inşasının milyarlarca dolar gerektirdiğini vurguluyor. Uluslararası yaptırımların devam etmesi halinde, İran'ın eski üretim seviyelerine dönmesi on yılı bulabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik daralma, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran'dan doğal gaz ithal eden önemli bir komşu; savaş sırasında bu sevkiyatta yaşanan kesintiler, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini sarstı ve alternatif kaynak arayışını hızlandırdı. Ayrıca, İran'ın ekonomik küçülmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacmini daralttı; sınır ticaretinde düşüş yaşandı. Türkiye, İran'a uygulanan yaptırımlara katılmasa da, ABD'nin ikincil yaptırım tehdidi nedeniyle bankacılık ve enerji işlemlerinde zorluklar yaşıyor. Bölgede istikrarsızlığın artması, Türkiye'nin güvenlik endişelerini de büyütüyor. İran'ın zayıflaması, bölgesel güç dengesini değiştirebilir; bu da Türkiye'nin dış politika hesaplarını etkiler.