Birleşmiş Milletler'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları durumu Özel Raportörü Francesca Albanese, Cumartesi günü yaptığı açıklamada İsrail'in Gazze Şeridi'nde binlerce çocuğu öldürmesini Nazi dönemindeki Holokost uygulamalarına benzetti. Albanese, X sosyal medya platformunda paylaştığı mesajda, "Gazze'deki çocuk katliamı, Nazi Almanyası'nın Holokost sırasında uyguladığı yöntemlerle benzerlik taşıyor" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının uluslararası hukuk çerçevesinde sorgulanmasına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Albanese'in Açıklamalarının Arka Planı
Francesca Albanese, 2022 yılından bu yana BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Özel Raportörü olarak görev yapıyor. Daha önce de İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını sert bir dille eleştiren Albanese, özellikle çocuk ölümlerine dikkat çekmişti. Son açıklamasında, İsrail'in Gazze'deki saldırılarında hayatını kaybeden çocuk sayısının binlerle ifade edildiğini vurgulayarak, bu durumun "soykırım" olarak nitelendirilebileceğini ima etti. Albanese, uluslararası toplumu İsrail'e karşı somut adımlar atmaya çağırdı.
BM verilerine göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de hayatını kaybeden Filistinli sayısı 30 bini aşmış durumda; bunların önemli bir kısmını çocuklar ve kadınlar oluşturuyor. İsrail ise saldırıların Hamas'ı hedef aldığını ve sivil kayıpların Hamas'ın insan kalkanı kullanmasından kaynaklandığını savunuyor. Ancak uluslararası kuruluşlar, İsrail'in orantısız güç kullandığını ve sivil altyapıyı tahrip ettiğini belirtiyor.
Albanese'in Holokost benzetmesi, İsrail yönetimi ve Yahudi toplulukları tarafından sert tepkiyle karşılandı. İsrail Dışişleri Bakanlığı, açıklamayı "kabul edilemez ve antisemit" olarak nitelendirdi. Buna karşın, insan hakları örgütleri ve bazı BM yetkilileri, Albanese'in ifade özgürlüğü çerçevesinde konuştuğunu ve Gazze'deki insani felaketin boyutlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini savunuyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Albanese'in açıklaması, Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail'e karşı açtığı soykırım davasıyla aynı döneme denk geldi. UAD, Ocak 2024'te verdiği ihtiyati tedbir kararında İsrail'in soykırımı önlemek için gereken adımları atması gerektiğini belirtmişti. Albanese'in sözleri, bu hukuki süreci destekler nitelikte yorumlandı. Öte yandan, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcısı da İsrail yetkilileri hakkında savaş suçu soruşturması yürütüyor.
BM Genel Sekreteri António Guterres, Gazze'deki durumu "insani kriz" olarak tanımlarken, acil ateşkes çağrısını yinelemişti. Ancak ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes kararlarını veto etmesi, uluslararası toplumun etkili adım atmasını engelliyor. Albanese'in çıkışı, bu çıkmazı aşmaya yönelik bir baskı aracı olarak görülüyor.
Avrupa Birliği ve bazı ülkeler, İsrail'e yönelik silah satışlarının durdurulması çağrısı yaparken, ABD yönetimi İsrail'in kendini savunma hakkını vurgulamaya devam ediyor. Bu bölünme, Batı ittifakı içinde derin bir çatlak oluşturmuş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Albanese'in açıklaması, Türkiye'nin Gazze politikasını doğrudan etkilemezken, uluslararası arenada İsrail'e yönelik artan eleştirileri güçlendiriyor. Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde İsrail'in saldırılarını "soykırım" olarak nitelendirmiş ve İsrail ile ticari ilişkileri askıya almıştı. Bu tür açıklamalar, Türkiye'nin Filistin davasındaki diplomatik pozisyonunu desteklerken, Batı ile ilişkilerinde denge politikası yürütmesini zorlaştırıyor. Ayrıca, Gazze'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki güvenlik çıkarlarını doğrudan etkiliyor; insani krizin derinleşmesi bölgesel göç dalgalarını tetikleyebilir. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı platformlarında aktif rol alarak ateşkes ve insani yardım çağrılarını sürdürüyor.