İskoçya, İrlanda ve Galler'in milliyetçi liderleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın birleşik İrlanda çağrılarına beklenmedik desteğinin ardından düzenlenen zirvede, Andy Burnham'ı 'son Birleşik Krallık başbakanı' yapmayı amaçlayan bir anlaşma imzaladı. Zirve, Birleşik Krallık'ın geleceğine dair tartışmaları yeniden alevlendirirken, bölgesel bağımsızlık hareketlerinin koordineli bir strateji izleyebileceği sinyalini verdi.
Zirvenin Arka Planı ve Anlaşmanın İçeriği
İskoçya Birinci Bakanı, İrlanda Başbakanı ve Galler Birinci Bakanı'nın katıldığı zirve, Trump'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı ve birleşik İrlanda fikrini desteklediğini açıklayan sürpriz açıklamasının hemen ardından toplandı. Anlaşmaya göre, üç lider ortak bir yol haritası belirleyerek Birleşik Krallık'ın dağılması sürecinde koordineli hareket edecek ve Andy Burnham'ın başbakanlığı döneminde atılacak adımlarla Birleşik Krallık'ın sonunu getirecek yasal ve siyasi düzenlemeleri hayata geçirecek.
Anlaşmanın detayları kamuoyuna açıklanmasa da, edinilen bilgilere göre metin, İskoçya'da yeni bir bağımsızlık referandumu, İrlanda'nın birleşmesi için sınır anketi ve Galler'e daha geniş özerklik tanınmasını içeriyor. Liderler, bu hedeflere ulaşmak için Birleşik Krallık hükümetiyle müzakerelerde ortak bir cephe oluşturacaklarını ve Andy Burnham'ın başbakanlığı sırasında bu talepleri gündeme getireceklerini duyurdu. Andy Burnham, şu anda Manchester Belediye Başkanı olarak görev yapıyor ve ana muhalefet partisi İşçi Partisi'nin potansiyel lider adayları arasında gösteriliyor. Burnham'ın başbakan olması durumunda, milliyetçi liderler onun 'son Birleşik Krallık başbakanı' olacağını öngörüyor.
Zirve sonrası yapılan ortak basın açıklamasında, liderler Birleşik Krallık'ın mevcut anayasal düzeninin bölgelerin ihtiyaçlarına cevap vermediğini ve daha esnek bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. İskoçya Birinci Bakanı, 'Birleşik Krallık artık halklarımızın iradesini yansıtmıyor. Kendi geleceğimizi belirleme hakkımızı kullanmakta kararlıyız.' ifadelerini kullandı. İrlanda Başbakanı ise, 'Trump'ın açıklamaları, birleşik İrlanda'nın sadece bir hayal olmadığını, uluslararası alanda da destek bulduğunu gösteriyor.' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Birleşik Krallık'ın iç bütünlüğü açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İskoç Ulusal Partisi'nin uzun süredir savunduğu bağımsızlık referandumu, Brexit sonrası artan ayrılıkçı eğilimlerle yeniden gündemde. Galler'de Plaid Cymru'nun yükselişi ve İrlanda'da Sinn Féin'in birleşik İrlanda çağrıları, Londra'nın birliği koruma çabalarını zorlaştırıyor. Trump'ın açıklamaları ise ABD'nin geleneksel olarak Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğünü destekleyen tutumundan sapma olarak yorumlandı; bu, NATO ve transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir.
Uzmanlar, anlaşmanın yasal bağlayıcılığının düşük olduğunu, ancak siyasi bir niyet beyanı olarak önem taşıdığını belirtiyor. Birleşik Krallık hükümeti henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak Başbakan'ın ofisinden sızan bilgilere göre, anayasal düzene yönelik herhangi bir değişiklik talebi 'ciddi sonuçlar doğuracak' şeklinde değerlendiriliyor. Öte yandan, anlaşmanın ardında yatan asıl amacın, Andy Burnham'ın olası başbakanlığında milliyetçi hareketlere karşı daha yumuşak bir tutum sergileyeceği beklentisi olduğu öne sürülüyor. Burnham, geçmişte yerelleşme ve federalleşme yanlısı açıklamalarıyla biliniyor.
Uluslararası kamuoyunda ise, Trump'ın birleşik İrlanda desteği, ABD'nin Brexit sonrası Birleşik Krallık ile ilişkilerini yeniden değerlendirebileceği sinyali olarak okunuyor. Avrupa Birliği, İskoçya'nın bağımsızlık durumunda hızlı üyelik perspektifi sunabileceğini ima etmişti. Bu gelişmeler, Birleşik Krallık'ın uluslararası arenadaki konumunu sarsabilir ve Avrupa'daki güç dengelerini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki bu gelişmeler, Türkiye'nin Avrupa ile ilişkileri ve NATO içindeki dengeler açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Birleşik Krallık, Brexit sonrası Türkiye ile ticaret ve savunma alanında yakın işbirliğini sürdüren önemli bir ortak. Ülkenin dağılma sürecine girmesi, NATO'nun Avrupa kanadında istikrarsızlık yaratabilir ve Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinde yeni dinamikler doğurabilir. Ayrıca, İskoçya'nın bağımsızlığı durumunda AB'ye katılma ihtimali, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde denge unsuru olarak kullandığı Birleşik Krallık kartını zayıflatabilir. Türkiye, gelişmeleri yakından izlemeli ve olası bir dağılma senaryosuna karşı stratejik hazırlıklarını gözden geçirmeli.