Fransa'da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimine doğru siyasi tablo şekillenmeye başladı. 13 binden fazla seçmenle yapılan geniş kapsamlı bir anket, aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National) lideri Marine Le Pen'in ilk turda önde olduğunu ortaya koydu. Ülkedeki seçmenlerin giderek artan hayal kırıklığı ve gerçek değişim arayışı, Le Pen'in elini güçlendiriyor.
Anketin detayları ve siyasi tablo
BFMTV ve La Tribune gibi medya kuruluşları tarafından yayımlanan anket, 13.000'den fazla katılımcıyla gerçekleştirildi ve Fransa genelinde geniş bir temsiliyet sağladı. Ankete göre Le Pen, ilk turda yüzde 30 civarında oy alarak açık ara önde görünüyor. Onu, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un merkezci ittifakı Rönesans'ın adayı takip ediyor; ancak Macron'un aday olup olmayacağı henüz net değil. Anket, sol ittifakın olası adaylarının ise Le Pen'in gerisinde kaldığını gösteriyor.
Le Pen, 2017 ve 2022 seçimlerinde ikinci tura kalmış ancak her iki seçimde de Macron'a yenilmişti. Ancak bu kez siyasi atmosfer farklı. Fransa'da emeklilik reformu, göç politikaları ve enerji fiyatlarındaki artış gibi konularda hükümete yönelik öfke artmış durumda. Özellikle kırsal kesim ve küçük şehirlerde yaşayan seçmenler, ana akım partilerin kendilerini temsil etmediğini düşünüyor. Le Pen'in "halkın sesi" söylemi bu kesimlerde karşılık buluyor.
Öte yandan, Le Pen'in seçim kampanyası henüz resmen başlamadı ancak anket sonuçları, kampanya sürecinin oldukça çekişmeli geçeceğini gösteriyor. Le Pen, göçmen karşıtı ve Avrupa şüphecisi söylemini yumuşatarak daha geniş bir seçmen kitlesine ulaşmaya çalışıyor. Ekonomik milliyetçilik ve Fransız kimliğini ön plana çıkaran mesajlar veriyor. Ayrıca, Ukrayna savaşı ve enerji krizi gibi dış politika konularında da eleştirel bir tutum sergiliyor.
Avrupa ve küresel yansımalar
Fransa, Avrupa Birliği'nin motor güçlerinden biri ve BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi. Bu nedenle ülkedeki siyasi değişim, sadece Fransa'yı değil tüm Avrupa'yı ve transatlantik ilişkileri etkileyebilir. Le Pen'in olası bir zaferi, AB'nin geleceği açısından büyük bir belirsizlik yaratabilir. Le Pen, geçmişte AB'den çıkış (Frexit) yanlısı söylemlerde bulunmuştu; ancak son yıllarda bu söylemini yumuşatmış olsa da AB'nin yetkilerini azaltma ve ulusal egemenliği güçlendirme konusunda kararlı.
Almanya ile Fransa arasındaki motor ittifakı, Le Pen'in seçilmesi durumunda zarar görebilir. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Fransa'nın AB içindeki rolünün kritik olduğunu vurgularken, Le Pen'in zaferi halinde Paris-Berlin hattının zayıflayacağı öngörülüyor. Ayrıca NATO içindeki işbirliği de sorgulanabilir; Le Pen, NATO'nun entegre komuta yapısından çıkma fikrini geçmişte dile getirmişti.
Ekonomik açıdan, Le Pen'in korumacı politikaları ve serbest ticaret karşıtı tutumu, AB'nin ticaret politikalarını etkileyebilir. Fransa'nın AB içindeki ağırlığı göz önüne alındığında, bu durum Türkiye gibi AB ile ticari ilişkileri olan ülkeler için de önem taşıyor. Le Pen'in göçmen karşıtı söylemi, Avrupa'daki göçmen politikalarını daha da sertleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki siyasi gelişmeler, Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve Avrupa'daki Türk toplumu açısından yakından takip edilmeli. Le Pen'in olası zaferi, AB içinde Türkiye karşıtı söylemleri güçlendirebilir. Özellikle göçmen karşıtı politikalar, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Fransa'nın AB içindeki yönlendirici rolü düşünüldüğünde, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni zorluklar ortaya çıkabilir. Ekonomik olarak, Fransa ile ticaret hacmi yüksek; korumacı politikalar bu ticareti sekteye uğratabilir. Savunma alanında ise NATO içindeki işbirliği zayıflayabilir ve Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki konumu etkilenebilir.