Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin ardından ortaya çıkan milli birlik ve dayanışma ruhunun, gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyledi. Güler, Türkiye'nin geleceğinin bu ruhun korunmasına ve geleneksel ile hibrit tehditler karşısında milli dayanışmanın sürdürülmesine bağlı olduğunu vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, bu kalkışmanın sadece bir darbe girişimi olmadığını, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık ve iradesine yönelik bir saldırı olduğunu ifade etti. Güler, “Aziz milletimiz, 15 Temmuz gecesi sokaklara dökülerek, tankların, silahların karşısında durarak demokrasiye sahip çıktı. Bu irade, dünyada eşine az rastlanır bir destandır” dedi.
Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bu darbe girişiminin ardından yeniden yapılanma sürecine girdiğini ve FETÖ’nün TSK içindeki yapılanmasının tamamen temizlendiğini belirtti. Güler, “TSK, demokrasiye bağlı, Anayasa’ya sadık ve milletin emrinde bir güç olarak yoluna devam etmektedir. Bu ruh, genç subaylarımız ve askerlerimiz tarafından benimsenerek geleceğe taşınmalıdır” şeklinde konuştu.
Bakan, milli dayanışmanın sadece darbe tehditlerine karşı değil, aynı zamanda hibrit savaş yöntemleri, terörizm ve siber saldırılar gibi yeni nesil tehditlere karşı da kilit öneme sahip olduğunu vurguladı. Güler, “Bugün karşı karşıya olduğumuz tehditler çok boyutludur. Sınırlarımızın ötesindeki sıcak çatışmalardan, ekonomik baskılara, dezenformasyon kampanyalarından, siber saldırılara kadar geniş bir yelpazede mücadele ediyoruz. Bu mücadelede en büyük gücümüz, milletimizin birliği ve beraberliğidir” dedi.
Bölgesel veya küresel boyut
15 Temmuz darbe girişimi, sadece Türkiye için değil, tüm bölge için bir dönüm noktası olmuştur. Darbe girişiminin başarısız olması, Ortadoğu’da demokrasi ve istikrar adına önemli bir kazanım olarak değerlendirilmektedir. Güler’in vurguladığı milli dayanışma ruhu, Türkiye’nin Suriye, Irak, Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de karşılaştığı güvenlik tehditlerine karşı koymasında da belirleyici bir faktör olmuştur.
Son yıllarda Türkiye, sınır ötesi operasyonlarla terör örgütlerine karşı mücadele ederken, aynı zamanda NATO ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinde de bir denge politikası izlemektedir. Bakan Güler’in sözleri, Türkiye’nin bağımsızlık vurgusunun altını çizerken, küresel güçlerle olan müzakerelerde de bu ruhun önemli bir kaldıraç olduğunu göstermektedir.
Türkiye’nin son yıllarda İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerle ilişkilerini normalleştirme çabaları, aynı zamanda Katar ve Libya ile stratejik iş birliklerini derinleştirmesi, bu dayanışma ruhunun dış politikadaki yansıması olarak okunabilir. Güler’in “milli dayanışma” vurgusu, sadece içte değil, dış politikada da güçlü ve bağımsız bir Türkiye imajı çizmektedir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yaşar Güler’in bu açıklamaları, Türkiye’nin güvenlik siyasetinin temel dinamiklerini yansıtmaktadır. 15 Temmuz sonrası TSK’da yapılan tasfiyeler ve yeniden yapılanma, ordunun kurumsal hafızasında derin izler bırakmıştır. Bakan’ın “darbe ruhu” vurgusu, aslında bir yandan geçmiş travmanın hatırlatılması, diğer yandan gelecek nesillerin bu bilinçle yetiştirilmesi çağrısıdır. Türkiye’nin mevcut jeopolitik riskleri düşünüldüğünde, bu tür bir iç dayanışmanın devlet politikası olarak sürdürülmesi, güvenlik ve dış politika başarısı için hayati önem taşımaktadır.