Suriye'de Kürtlerin öncülük ettiği Demokratik Suriye Güçleri'ni (SDG) fesheden tarihi bir anlaşma imzalandı. On bir yıldır Suriye'nin kuzeydoğusunda özerk bir yönetim kuran ve ABD'nin desteğiyle IŞİD'e karşı mücadelede kritik rol oynayan SDG, Şam yönetimiyle varılan mutabakatla dağılmayı kabul etti. Anlaşma, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve tek bir devlet çatısı altında birleşmesini öngörüyor. Peki bu gelişme, Ortadoğu'daki güç dengelerini nasıl etkileyecek ve Türkiye'nin güvenlik endişeleri açısından ne anlama geliyor?
Anlaşmanın detayları ve SDG'nin feshi
Çarşamba günü Şam'da imzalanan anlaşmaya göre, SDG'ye bağlı tüm sivil ve askeri kurumlar Suriye devletine entegre edilecek. Sınır kapıları, havaalanı ve petrol sahaları da dahil olmak üzere tüm stratejik noktaların kontrolü Merkezi Hükümete devredilecek. Anlaşma metninde, Suriyeli Kürtlerin anayasal haklarının garanti altına alınacağı ve ülkenin kuzeydoğusundaki tüm bölgelerin Suriye topraklarının ayrılmaz parçası olduğu vurgulandı.
SDG'nin eş başkanlarından İlham Ahmed, bu adımın Suriye'nin birliğine katkı sağlayacağını belirtirken, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ise anlaşmayı 'tarihi bir fırsat' olarak nitelendirdi. Ancak anlaşmanın ne zaman yürürlüğe gireceği, SDG'nin silahlı kanadı olan YPG'nin akıbeti ve Türkiye'nin bu sürece nasıl yaklaşacağı belirsizliğini koruyor. Özellikle, SDG saflarında savaşan Arap aşiretlerin bu karara tepkisi ve olası bir direnişin yaşanıp yaşanmayacağı, önümüzdeki günlerde yakından izlenecek.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu anlaşma, ABD'nin bölgedeki politikalarında önemli bir kırılma noktasına işaret ediyor. Washington yönetimi, uzun süredir IŞİD'le mücadelede en önemli ortak olarak gördüğü SDG'yi desteklemiş ve bu durum Türkiye ile ABD arasında ciddi gerilimlere yol açmıştı. SDG'nin feshedilmesi, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını sorgulatabilir ve IŞİD'in yeniden canlanması riskini beraberinde getirebilir. Öte yandan, Rusya ve İran'ın da desteklediği Şam yönetiminin bu hamlesi, Suriye'nin yeniden inşası sürecinde uluslararası toplumun elini güçlendirebilir.
İsrail ise, İran'ın Suriye'deki nüfuzunun artmasından endişe ediyor. SDG'nin dağılması, İran destekli grupların kuzeydoğuda daha fazla alan kazanmasına yol açabilir. Bu durum, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik hava saldırılarını artırmasına neden olabilir. Ayrıca, Suriye'nin kuzeydoğusundaki petrol sahalarının kontrolünün Şam'a geçmesi, bölgedeki enerji dengelerini de değiştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenlik endişeleri açısından olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir. Ankara, uzun süredir PKK'nın Suriye kolu olan YPG'yi terör örgütü olarak tanıyor ve SDG'nin Suriye'nin kuzeyindeki varlığını ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyordu. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde, YPG'nin silah bırakması ve Suriye ordusuna entegre olması, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarını meşruiyet zeminini zayıflatabilir. Ancak Türkiye'nin, anlaşmanın uygulanmasını yakından izlemesi ve SDG'nin elindeki ağır silahların gerçekten devlete teslim edildiğinden emin olması gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin bu süreçte ABD ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması yönündeki tutumunu sürdürmesi bekleniyor.