İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, ülkedeki avcılık yasalarını köklü bir şekilde serbestleştirmeyi öngören bir reform paketini meclise sunmaya hazırlanıyor. Taslak yasa, av sezonlarının uzatılmasından avlanabilecek tür sayısının artırılmasına, koruma alanlarında avlanma izinlerinden silah ruhsatlandırma kolaylıklarına kadar geniş bir yelpazede düzenleme içeriyor. Hükümet, reformun kırsal kalkınmayı ve yerel gelenekleri destekleyeceğini savunurken, muhalefet ve çevre örgütleri bu adımı "yaban hayatına karşı bir saldırı" olarak nitelendiriyor. Reformun yasalaşması halinde, İtalya'nın AB'nin habitat ve kuş koruma direktifleriyle doğrudan çatışması bekleniyor.
Kültür savaşlarının yeni cephesi
Meloni'nin aşırı sağcı İtalya'nın Kardeşleri partisi, avcılığı "İtalyan köylü kimliğinin bir parçası" olarak tanımlıyor. Parti yetkilileri, mevcut yasaların avcıları "suçlu gibi" gösterdiğini ve kırsal kesimdeki geleneksel yaşam biçimini baltaladığını öne sürüyor. Reform çerçevesinde, avlanma sezonunun Mart'tan başlayıp Ocak sonuna kadar sürmesi, avcıların haftada altı gün avlanabilmesi, 30'a yakın yeni türün av listesine eklenmesi ve koruma altındaki bölgelerde de belirli şartlarla avlanmaya izin verilmesi gibi maddeler yer alıyor. Öte yandan, hayvan hakları örgütleri ve çevreciler, özellikle göçmen kuş türlerinin üreme dönemlerine denk gelen genişletilmiş av takviminin ekolojik dengeyi geri dönülmez biçimde bozacağı uyarısında bulunuyor. Legambiente gibi çevre kuruluşları, tasarının yasalaşması durumunda referanduma gidilmesi için imza kampanyası başlattı.
Ancak sadece çevreciler değil, turizm sektörü de reformdan endişeli. Özellikle Toskana, Umbria ve Abruzzo gibi bölgelerde doğa turizmi ve kuş gözlemciliği önemli bir gelir kaynağı. Bölge yöneticileri, avlanma sahalarının genişlemesinin bu turizm türüne darbe vuracağını söylüyor. Ekonomi ve çevre arasında sıkışan hükümet, reformun aslında yasadışı avcılıkla mücadele için bir düzenleme olduğunu iddia ediyor.
Brüksel ile gerilim kaçınılmaz
Meloni'nin av reformu, aynı zamanda Avrupa Birliği ile yeni bir hukuki çatışmanın habercisi. AB Kuş Direktifi ve Habitat Direktifi, üye ülkelerin belirli türlerin avlanmasını yalnızca bilimsel verilere dayanarak ve sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde düzenlemesine izin veriyor. İtalyan hükümeti, bu yönergelere uygun hareket ettiğini savunsa da, Avrupa Komisyonu daha önce Meloni'nin selefi Mario Draghi döneminde benzer bir yasa tasarısını geri çekmek zorunda kalmıştı. Şimdi, Brüksel'in Roma'ya resmi bir ihtarname göndermesi ve nihayetinde Avrupa Adalet Divanı'na sevk etmesi olası görünüyor. Bu süreç, Meloni'nin AB karşıtı söylemlerini körükleyebilir ve İtalya'nın AB fonlarına erişimini etkileyebilir.
Uzmanlar, reformun özellikle kurt popülasyonu üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor. İtalya'da sayıları artan ve çiftçiler ile hayvancıları tehdit eden kurtlar, AB tarafından sıkı koruma altında. Meloni hükümeti, kurt avına sınırlı izin verilmesi için Brüksel'den muafiyet talep ediyor ancak AB Çevre Komiseri Virginijus Sinkevičius, "Koruma statüsünü gevşetmemiz mümkün değil" diyerek kapıyı kapatmış durumda. Bu da İtalya-AB arasındaki gerilimi artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her ne kadar İtalya'daki av reformu Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, bu gelişme Avrupa Birliği'nin çevre politikaları ile üye ülkelerin ulusal çıkarları arasındaki gerilimin bir yansımasıdır. Türkiye de AB'ye uyum sürecinde benzer çevre direktiflerini iç hukuka aktarmak durumundadır. İtalya örneği, AB mevzuatının ulusal egemenlik talepleriyle çatıştığında nasıl bir kriz dinamiği yaratabileceğini göstermektedir. Ayrıca, Meloni'nin popülist söylemlerle kırsal seçmeni mobilize etme stratejisi, Türkiye'deki benzer siyasi hareketler için de dersler barındırmaktadır. Kırsal kalkınma, gelenek ve çevre arasındaki denge, sadece İtalya'nın değil, tüm Akdeniz ülkelerinin ortak meselesidir.