Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, ABD'nin Meksikalı siyasetçilere yönelik uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarına karşı sert bir çıkış yaparak Washington yönetimine 'iç işlerine saygı duyma' çağrısında bulundu. Sheinbaum, ABD Büyükelçisi Ken Salazar'ın Meksika'nın egemenliğine müdahale ettiğini belirterek, ilişkilerde yeni bir gerginlik dalgası başlattı. Uyuşturucu kartelleriyle mücadelede ortaklık yürüten iki ülke arasında son dönemde artan diplomatik gerilim, özellikle ABD Adalet Bakanlığı'nın eski Meksikalı üst düzey yetkilileri hedef alan iddianameleriyle zirveye ulaştı. Sheinbaum, bu suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu savunurken, ABD ise kanıtların somut olduğunu iddia ediyor.
Uyuşturucu savaşında yeni cephe: Diplomasi mi, baskı mı?
ABD Adalet Bakanlığı, geçtiğimiz haftalarda Meksika'nın eski Güvenlik Bakanı Genaro García Luna'nın yanı sıra birçok eski vali ve federal polis şefini uyuşturucu kartelleriyle işbirliği yapmakla suçlayan iddianameler yayımladı. Belgelere göre, García Luna, 2006-2012 yılları arasında Felipe Calderón hükümetinde görev yaparken Sinaloa Karteli'ne koruma sağlamakla itham ediliyor. ABD, bu iddiaları 'ortak mücadele' çerçevesinde ele alırken, Sheinbaum hükümeti ise ABD Büyükelçisi Salazar'ın soruşturmalar hakkında yaptığı açıklamaları 'kabul edilemez müdahale' olarak nitelendirdi. Sheinbaum, 'Meksika'nın iç işlerine saygı duyulmasını talep ediyoruz. ABD, kendi egemenlik alanında kalmalı' ifadelerini kullandı.
Bu gerilim, iki ülke arasında uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede uzun süredir devam eden bir güven bunalımını yansıtıyor. Meksika, ABD'nin tek taraflı operasyonlarına karşı çıkarken, Washington ise Meksika hükümetinin kartellerle mücadelede yetersiz kaldığını öne sürüyor. Özellikle fentanil krizinin ABD'de her yıl on binlerce can alması, Biden yönetimini Meksika üzerindeki baskıyı artırmaya itiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Latin Amerika'da yankılar
Meksika-ABD arasındaki bu diplomatik kriz, Latin Amerika ülkeleri arasında da yankı uyandırdı. Arjantin, Bolivya ve Küba gibi ülkeler, Meksika'nın egemenlik vurgusuna destek verirken, ABD'nin bölgede artan müdahaleci politikalarına dikkat çekti. Brezilya ise iki ülke arasında arabuluculuk teklif etti. Öte yandan, ABD'nin Meksika'ya yönelik baskıları, Latin Amerika'da sol eğilimli hükümetlerin yükselişiyle birleşince, bölgede ABD karşıtı söylemlerin güçlenmesine neden oluyor. Uyuşturucu ticaretiyle mücadele, sadece Meksika'yı değil, Orta Amerika ülkelerini de etkileyen bir sorun olarak kalmaya devam ediyor. Bu durum, bölgesel işbirliği mekanizmalarının etkinliğini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meksika-ABD arasındaki uyuşturucu krizi, Türkiye için dolaylı da olsa önemli dersler içeriyor. Her iki ülke de güçlü komşularıyla (ABD ve AB) sınırdaş ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ediyor. Türkiye, ABD ile benzer bir gerginlik yaşamamak için egemenlik vurgusu yaparken, işbirliğinin önemini de göz ardı etmemeli. Ayrıca, Latin Amerika kartellerinin Avrupa ve Balkanlar üzerinden Türkiye'ye yönelik uyuşturucu rotalarının oluşturduğu tehdit, bu krizin Türkiye açısından güvenlik boyutunu öne çıkarıyor.