Avrupa Birliği'nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) verilerine göre, dünya genelinde Mayıs 2024, kayıtlara geçen en sıcak ikinci Mayıs ayı olarak tarihe geçti. Küresel ısınmanın etkisiyle birlikte gelişen El Niño hava deseni, karada ve denizde ortalama sıcaklıkların mevsim normallerinin oldukça üzerine çıkmasına neden oldu. Bilim insanları, bu durumun iklim krizinin artan etkisini gözler önüne serdiğini ve önümüzdeki yıllarda daha sıcak ayların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Rekor sıcaklıklar ve iklim değişikliği
C3S verilerine göre, Mayıs 2024'te küresel ortalama sıcaklık, 1991-2020 ortalamasının 0,65 santigrat derece üzerinde gerçekleşti. Bu değer, yalnızca 2020 yılının aynı ayının gerisinde kaldı. Özellikle Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'nın bazı bölgelerinde sıcaklıklar mevsim normallerinin 2-3 derece üzerine çıktı. Deniz yüzeyi sıcaklıkları da rekor seviyelere ulaştı; Atlantik Okyanusu ve Pasifik Okyanusu'nun bazı bölgelerinde sıcaklıklar ortalamanın 0,8 derece üzerinde seyretti.
El Niño'nun etkisiyle birlikte, atmosferdeki sera gazı konsantrasyonlarının artması, sıcaklıkların daha da yükselmesine neden oldu. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2024 yılının büyük olasılıkla kayıtlara geçen en sıcak yıl olacağını tahmin ediyor. Copernicus yetkilileri, bu eğilimin devam etmesi halinde iklim değişikliğinin geri dönülemez noktaya ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sıcak hava dalgaları yalnızca sıcaklık rekorları kırmakla kalmıyor, aynı zamanda kuraklık, orman yangınları ve tarımsal verim kayıpları gibi ciddi sorunlara da yol açıyor. Güney Avrupa'da erken başlayan sıcaklar tarımı tehdit ederken, Asya'da muson yağmurlarının düzensizleşmesi sel riskini artırıyor. Pasifik'teki El Niño'nun güçlenmesi, küresel hava desenlerini bozarak bazı bölgelerde aşırı yağış, bazı bölgelerde ise kuraklık getirebilir. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), El Niño'nun en az 2024 sonuna kadar etkili olacağını öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel sıcaklık artışı Türkiye'yi de doğrudan etkiliyor. Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğine karşı en hassas bölgelerden birinde bulunuyor. Son yıllarda artan sıcaklıklar ve düzensiz yağış rejimi, tarımsal üretimde dalgalanmalara ve su kaynaklarının azalmasına neden oluyor. Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde orman yangını riski giderek artıyor. Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında Paris Anlaşması'na uyum sürecini hızlandırması, yenilenebilir enerji yatırımlarını artırması ve su yönetimi politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor. Aksi takdirde, aşırı hava olayları ve kuraklık, ülke ekonomisine ve sosyal hayata ciddi zararlar verebilir.