İran Devrim Muhafızları, ABD'nin dün Suriye sınırında bir İran helikopterini düşürmesine yanıt olarak kapsamlı misilleme saldırıları başlattı. Devrim Muhafızları sözcüsü, balistik füzeler ve insansız hava araçları kullanılarak Ürdün'ün kuzeyindeki bir ABD askeri üssü, Kuveyt'teki El Cebir Hava Üssü ve Bahreyn'deki ABD Donanma üssü olmak üzere üç farklı noktanın hedef alındığını duyurdu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ancak bazı mühimmatların savunma hatlarını aşarak üs civarında patladığını açıkladı.
Olay, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ı suçladığı ve intikam yemini ettiği bir dizi diplomatik ve askeri hamlenin ardından geldi. Trump, Pazartesi günkü açıklamasında İran'a 'ateşle oynamaması' uyarısında bulunmuştu. İran Dışişleri Bakanlığı ise saldırıların meşru müdafaa kapsamında olduğunu savundu ve BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı.
Gelişmenin arka planı
İran helikopterinin düşürülmesi, iki ülke arasında son haftalarda artan gerilimin doruk noktası oldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, helikopterin Suriye sınırına yakın uluslararası hava sahasında uçarken düşürüldüğünü ve İran muhaliflerine ait olduğunu iddia etti. İran ise helikopterin İran Kızılayı'na ait olduğunu ve insani yardım taşıdığını söyledi. Devrim Muhafızları, misilleme saldırılarının 'meşru yanıt' olduğunu vurgularken, ABD Dışişleri Bakanlığı bu saldırıları 'provokasyon' olarak nitelendirdi.
Analistler, İran'ın bu saldırıyla vekil güçler yerine doğrudan ABD hedeflerini vurarak caydırıcılık stratejisini değiştirdiğine dikkat çekiyor. İran, son yıllarda Irak ve Yemen'de ABD'ye karşı vekil savaşçılar kullanırken, bu kez ilk kez kendi topraklarından doğrudan füze ve İHA fırlattı. Bu durum, iki ülke arasında doğrudan bir savaş riskini artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırıların hemen ardından Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri İran'ı kınarken, Rusya ve Çin taraflara itidal çağrısında bulundu. NATO, ABD'nin yanında olduğunu duyururken, Avrupa Birliği kriz masası oluşturdu. Bu gelişme, Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi İran destekli grupların da harekete geçebileceği endişesini artırıyor. Ayrıca, Bahreyn ve Kuveyt gibi küçük Körfez ülkeleri, İran tehdidine karşı daha sıkı bir ABD askeri varlığı talep edebilir.
Uluslararası petrol piyasaları saldırı haberleriyle yükselişe geçti. Brent petrolün varil fiyatı 85 doların üzerine çıkarak son iki ayın en yüksek seviyesini gördü. Analistler, Hürmüz Boğazı'nda olası bir krizin petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıyabileceği uyarısında bulunuyor. Bu gelişme, küresel enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için ek bir risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve ABD ile NATO müttefiki olması nedeniyle bu gerilimde hassas bir dengede bulunuyor. Doğrudan bu saldırıların hedefi olmasa da, İran-ABD geriliminin tırmanması Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Özellikle Suriye ve Irak'ta artan İran nüfuzu, Türkiye'nin bu ülkelerdeki askeri varlığı ve terörle mücadelesi açısından risk oluşturuyor. Ayrıca, petrol fiyatlarındaki artış, enerjide dışa bağımlı Türkiye ekonomisi üzerinde ek bir yük yaratacaktır. Türkiye'nin hem İran'la diyaloğu sürdürmesi hem de NATO yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekecek.