İran, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki liman ve adalarına yönelik saldırılarına misilleme olarak Bahreyn ve Ürdün'e yönelik geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırıları başlattı. Saldırılar, ABD'nin bir helikopterinin düşürülmesinin ardından İran'ın stratejik tesislerini hedef alan operasyonuna yanıt olarak geldi. İran Devrim Muhafızları, saldırıların ABD'nin 'saldırgan eylemlerine' karşı meşru müdafaa hakkı kapsamında gerçekleştirildiğini duyurdu. Bölge genelinde gerilim hızla tırmanırken, uluslararası toplum tarafları itidal çağrısında bulunuyor.
Saldırıların arka planı ve ayrıntıları
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçtiğimiz hafta içinde İran'a ait olduğu belirtilen bir helikopterin Hürmüz Boğazı yakınlarında düşürüldüğünü açıklamıştı. ABD, olayın ardından İran'ın bölgedeki liman ve adalarına yönelik 'sınırlı ve orantılı' bir askeri harekat başlattığını duyurdu. Operasyonda İran'ın askeri altyapısının hedef alındığı belirtildi. İran ise helikopterin kendi hava sahasını ihlal ettiği için düşürüldüğünü savundu. Bugün sabah saatlerinde İran Devrim Muhafızları, Bahreyn ve Ürdün'deki belirli noktalara balistik füzeler ve kamikaze dronelarla saldırı düzenledi. Saldırılarda ölü veya yaralı sayısına ilişkin henüz net bir bilgi bulunmuyor. Ancak Bahreyn'de bir askeri üssün, Ürdün'de ise ABD'ye ait olduğu belirtilen bir lojistik merkezin hedef alındığı bildiriliyor.
Uzmanlar, saldırıların İran'ın caydırıcılık kapasitesini göstermeye yönelik olduğunu ifade ediyor. Tahran yönetimi, uzun süredir Basra Körfezi'ndeki ABD varlığına karşı sert söylemler kullanıyordu. Bu saldırı, İran'ın nispeten daha az müdahil olduğu Bahreyn ve Ürdün gibi ülkelere yönelik ilk doğrudan saldırısı olması açısından önem taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın Bahreyn ve Ürdün'ü vurması, Ortadoğu'daki mevcut jeopolitik dengeleri sarsma potansiyeli taşıyor. Bahreyn, Suudi Arabistan öncülüğündeki Körfez İşbirliği Konseyi üyesi olup ABD'nin Beşinci Filosu'na ev sahipliği yapıyor. Ürdün ise İsrail ve Batı Şeria ile sınır komşusu olması nedeniyle stratejik konumda. Bu saldırılar, İran'ın etki alanını genişletme çabası olarak yorumlanıyor. ABD yönetimi, saldırıları kınarken 'uygun yanıtı vereceğini' açıkladı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, gelişmeyi 'provokasyon' olarak nitelendirdi. İsrail ise olayı yakından takip ettiğini ve güvenlik önlemlerini artırdığını duyurdu. BM Güvenlik Konseyi, tarafları diyaloğa çağıran bir acil oturum talebini gündeme aldı.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'ndaki tansiyonun küresel enerji arzını tehdit ettiğine dikkat çekiyor. Dünya ham petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Saldırıların ardından petrol fiyatları yüzde 3'ün üzerinde yükseldi. Çin, Hindistan ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısında bulunarak bölgedeki ticari gemilerin güvenliğinden duydukları endişeyi dile getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir tırmanma, Türkiye'nin ithal ettiği petrol ve doğal gaz fiyatlarını artırabilir. Ayrıca Türkiye, bölgede hem İran hem de Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. İran'a yönelik yaptırımlar sırasında enerji ticaretinde alternatif yollar arayan Ankara, bugünkü saldırılarla birlikte bölgesel istikrarsızlığın artmasından endişe duyuyor. Türkiye'nin, çatışmanın doğrudan taraflarından biri olmamakla birlikte, diplomatik kanalları kullanarak itidal çağrısında bulunması ve tansiyonun düşürülmesine katkı sağlaması bekleniyor.