Dünya giderek okyanuslara yönelirken, mavi ekonomi olarak adlandırılan bu yeni dalga, istihdamdan iklim çözümlerine kadar pek çok vaadi beraberinde getiriyor. Ancak Kenya'nın Mombasa kentinde düzenlenen Our Ocean Konferansı'nda bir araya gelen aktivistler, bu büyümenin kıyı topluluklarını geride bırakmaması gerektiğini vurguladı. Hükümetlerin okyanus kaynaklarını ekonomik kalkınma ve iklim değişikliğiyle mücadele için kullanma planlarına dikkat çeken katılımcılar, gelirlerin ve fırsatların adil dağıtılmaması halinde mevcut eşitsizliklerin derinleşebileceği uyarısında bulundu.
Mavi Ekonominin Yükselişi ve Beraberindeki Riskler
Mavi ekonomi, deniz ve okyanus kaynaklarının sürdürülebilir kullanımına dayalı ekonomik faaliyetleri kapsıyor. Balıkçılık, deniz taşımacılığı, deniz turizmi, açık deniz rüzgar enerjisi ve deniz madenciliği gibi sektörler bu kapsamda değerlendiriliyor. Dünya Bankası verilerine göre, küresel mavi ekonominin yıllık değeri 2,5 trilyon doları buluyor ve bu rakamın önümüzdeki yıllarda katlanarak artması bekleniyor. Ancak aktivistler, büyümenin sadece büyük şirketlere ve gelişmiş ülkelere yaramaması için yerel toplulukların karar alma süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini söylüyor.
Our Ocean Konferansı'nda konuşan Greenpeace Afrika kampanya direktörü Thuli Makhubela, “Mavi ekonomi hızla büyüyor, ancak bu büyüme toplulukları geride bırakırsa sürdürülemez olur. Kıyı balıkçıları, yerli halklar ve kadınlar, bu yeni ekonomiden en az payı alan kesimler arasında. Onların hakları ve geçim kaynakları korunmalı” dedi. Makhubela ayrıca, okyanus koruma alanlarının oluşturulması gibi çevresel düzenlemelerin de yerel halkın rızası olmadan yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Okyanusların Geleceği İçin Adil Dönüşüm Şart
Konferansta ayrıca, iklim kriziyle mücadelede okyanusların kilit rolü ele alındı. Okyanuslar, atmosferdeki karbondioksitin büyük bir kısmını emerek küresel ısınmayı yavaşlatıyor. Ancak aşırı avlanma, kirlilik ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi faktörler okyanus ekosistemlerini tehdit ediyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) yetkilileri, mavi ekonominin sürdürülebilir olması için ekosistem hizmetlerinin değerinin ekonomik hesaplara dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin mavi ekonomiye geçişte finansman ve teknoloji transferi desteğine ihtiyaç duyduğu ifade edildi.
Kenya, mavi ekonomi stratejisini oluşturan Afrika ülkelerinden biri. Devlet Başkanı William Ruto, konferansta yaptığı konuşmada, okyanus kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının ülkesi için öncelikli olduğunu söyledi. Ancak aktivistler, Kenya'nın kıyı bölgelerindeki toplulukların karar alma süreçlerine yeterince dahil edilmediğini ve deniz koruma alanları nedeniyle balıkçıların geçim kaynaklarının tehdit altında olduğunu iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak mavi ekonomiden doğrudan etkileniyor. Balıkçılık, deniz turizmi ve deniz taşımacılığı gibi sektörlerde önemli bir potansiyele sahip. Ancak Türkiye'nin mavi ekonomi stratejisi, kıyı topluluklarının katılımı ve çevresel sürdürülebilirlik açısından henüz yeterli görülmüyor. Özellikle Marmara Denizi'nde yaşanan müsilaj sorunu ve deniz kirliliği, okyanus yönetiminde ekolojik dengenin ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, Türkiye'nin mavi ekonomi politikalarında yerel balıkçı kooperatifleri, sivil toplum kuruluşları ve bilim insanlarının karar alma süreçlerine dahil edilmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında okyanusların karbon yutak kapasitesini korumaya yönelik adımlar atması, hem ulusal hem de küresel düzeyde kritik bir rol oynayabilir.