Manş Denizi'nin sakinleşen suları ve güneşli hava, Fransa'nın kuzey kıyılarından İngiltere'ye küçük botlarla geçmeye çalışan göçmenlerin sayısında geçen hafta belirgin bir artışa yol açtı. Son günlerde yüzlerce kişi, derme çatma lastik botlarla bu tehlikeli yolculuğa çıkarken, İngiltere'nin göç politikası ve sınır güvenliği yeniden tartışma konusu oldu. İngiltere ile Fransa arasında yapılan anlaşma kapsamında, bu yıl nisan ayında İngiltere, önümüzdeki üç yıl boyunca Fransa'ya 767 milyon euro sağlamayı kabul ederek kıyı devriyelerinin güçlendirilmesini hedefliyor.
Göçmenlerin rotası: Umut ve ölüm arasında
Fransa'nın kuzeyindeki plajlar, özellikle Calais ve Dunkirk çevresi, İngiltere'ye geçmek isteyen göçmenlerin toplanma noktası haline geldi. Burada bekleyen çoğu kişi, savaş, yoksulluk ve zulümden kaçarak Avrupa'ya ulaşmış, ancak İngiltere'de daha iyi bir yaşam umuduyla bir kez daha risk alıyor. İran, Irak, Afganistan, Suriye ve Eritre başta olmak üzere birçok ülkeden gelen göçmenler, hava ve deniz koşullarının uygun olduğu anları kolluyor. Geçen hafta sakin deniz ve açık hava sayesinde, tek bir günde 300'den fazla kişinin İngiltere kıyılarına ulaştığı bildirildi.
Ancak bu yolculuk her zaman mutlu sonla bitmiyor. Geçen yıl Manş Denizi'nde 27'den fazla göçmen hayatını kaybetti. Küçük botların aşırı yüklenmesi, motor arızaları ve soğuk su, her an ölümcül kazalara yol açabiliyor. İngiltere ve Fransa'nın ortak devriyelerine rağmen, kaçakçılık şebekeleri her gün yeni rotalar ve yöntemler geliştiriyor. Fransız yetkililer, geçen ay binden fazla kişiyi kurtardıklarını, ancak geri dönmeyi reddedenlerin sayısının da arttığını belirtiyor.
Uluslararası boyut: İngiltere-Fransa anlaşması ve Avrupa'nın sınavı
İngiltere ve Fransa arasında nisan ayında imzalanan anlaşma, göçmen krizine karşı iş birliğini artırmayı amaçlıyor. İngiltere'nin sağlayacağı 767 milyon euro, Fransa'nın kuzey kıyılarında polis sayısının artırılması, termal kameralar, radarlar ve insansız hava araçları gibi teknolojik ekipmanların temini için kullanılacak. Ancak bu önlemler, göçmenlerin kararlılığını kırmaya yetmiyor. Birçok göçmen, görüşmecimize “İngiltere'ye ulaşana kadar durmayacağım” diyerek kararlılığını ifade ediyor.
Kriz, sadece iki ülke arasında değil, tüm Avrupa Birliği için de bir sınav. Brexit sonrası İngiltere, kendi sınır kontrolünü tamamen eline alırken, Fransa AB'nin dış sınırını koruma sorumluluğunu üstleniyor. Ancak göçmenlerin çoğu, AB ülkelerinden geçerek Fransa'ya ulaşıyor ve bu durum, AB'nin ortak göç politikasının çatlaklarını gözler önüne seriyor. Almanya ve İtalya da benzer baskılarla karşı karşıya kalırken, AB içinde yük paylaşımı konusunda hâlâ uzlaşma sağlanamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, 2016 AB-Türkiye göç anlaşması kapsamında, Suriyeli mültecileri barındırarak Avrupa'ya yönelik düzensiz göçü önemli ölçüde azaltmıştı. Ancak anlaşmanın geleceği ve AB'nin yeni üyelere mali destek konusundaki isteksizliği, benzer krizlerin Türkiye'yi de etkilemesine neden olabilir. Manş Denizi'ndeki artış, göçmenlerin alternatif rotalar arayacağını gösteriyor; Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçişlerin tekrar artması olasılığı, Ankara'nın elini güçlendirebileceği gibi, yeni bir insani krize de yol açabilir.