ABD'nin Chicago kentinde 1995 yılında yaşanan ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açan büyük sıcak dalgasını derinlemesine inceleyen sosyolog Eric Klinenberg, aşırı sıcak hava olaylarına karşı yalnızca teknolojik adaptasyonun yeterli olmadığını, sosyal altyapının hayati bir rol oynadığını savunuyor. New York Üniversitesi'nde profesör olan ve “Heat Wave: A Social Autopsy of Disaster in Chicago” kitabının yazarı Klinenberg, yaptığı açıklamada, kapı kapı dolaşarak komşularını kontrol eden gönüllü grupların sıcak dalgası sırasında birçok hayatı kurtardığını belirtti. Ona göre, iklim değişikliğinin etkisiyle daha sık ve şiddetli hale gelen sıcak hava dalgaları, yalnızca klimaya erişim gibi fiziksel önlemlerle değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma mekanizmalarıyla da ele alınmalıdır.
Gelişmenin Arka Planı
Klinenberg, 1995 Chicago sıcak dalgası felaketini incelerken çarpıcı bir farklılık keşfetti: Nüfus yoğunluğu ve gelir düzeyi benzer olan iki mahallede ölüm oranları büyük farklılık gösteriyordu. Farkı yaratan şey, mahallelerdeki sosyal bağlar, komşuluk ilişkileri ve sakinlerin birbirini kontrol etme alışkanlığıydı. Klinenberg'e göre, “sosyal altyapı” olarak adlandırdığı bu ağlar, acil durumlarda hayatta kalma oranını doğrudan etkiliyor. Bugün Avrupa ve Kuzey Amerika'da her yıl binlerce kişinin ölümüne neden olan sıcak hava dalgaları karşısında, şehir plancıları ve yerel yönetimler, fiziksel önlemlerin yanı sıra topluluk temelli müdahale stratejilerini de uygulamaya koymayı düşünmelidir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa, 2022 ve 2023 yazlarında rekor sıcaklıklarla boğuşurken, Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde sıcak dalgasına bağlı ölümler binleri buldu. Klinenberg'in araştırması, bu ölümlerin büyük bir kısmının yaşlı, yalnız yaşayan ve sosyal ağları zayıf bireyler arasında yoğunlaştığını gösteriyor. Teknolojik çözümler (klimalar, soğutma merkezleri) elbette önemli, ancak yalnızca bunlara güvenmek riskli. Klinenberg, “Kapıyı çalmak, yaşamla ölüm arasındaki farkı yaratabilir” diyerek, topluluk temelli erken uyarı sistemlerinin ve komşuluk dayanışmasının teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor. Küresel iklim politikalarında bu sosyal boyutun ihmal edildiğini belirten Klinenberg, özellikle büyük şehirlerdeki yalnızlık sorununun, aşırı hava olaylarına karşı savunmasızlığı artırdığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde sıcak hava dalgalarının etkisini giderek daha fazla hissetmektedir. 2023 yazında Antalya ve çevresinde yaşanan aşırı sıcaklar, tarım ve turizm sektörlerini olumsuz etkilemiş, kentlerdeki yaşlı nüfus arasında sağlık sorunlarına yol açmıştır. Klinenberg'in vurguladığı sosyal altyapı kavramı, Türkiye'deki güçlü komşuluk ve akrabalık bağlarının acil durum yönetiminde nasıl kullanılabileceğini göstermektedir. Özellikle büyükşehirlerde yalnız yaşayan yaşlı nüfus için belediyelerin “kapı çalma” benzeri sosyal kontrol mekanizmaları geliştirmesi, olası bir sıcak dalgasında hayat kurtarabilir. Ayrıca, iklim değişikliğine uyum planlarının yalnızca altyapı projeleriyle sınırlı kalmayıp toplumsal dayanışmayı da içermesi gerektiği anlaşılmaktadır.