Kabil'in Taliban'ın eline geçmesinden bu yana beş yıl geçti. Ağustos 2021'de Taliban'ın başkenti ele geçirmesinden günler sonra AB'nin üst düzey diplomatı, kadın ve kız çocuklarının korunması gerektiğini vurgulamıştı. Ancak bugün Brüksel, Afgan kadınların ve diğer Afganların haklarını bir kenara bırakarak, sınır dışı edilecek göçmenleri geri gönderme telaşı içinde. Avrupa ülkeleri, ne pahasına olursa olsun ve Afganistan'da onları neyin beklediğine bakmaksızın, Taliban'la masaya oturmaya hazırlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Beş Yıllık Süreçte Değişen Öncelikler
2021'de Kabil'in düşüşü sırasında AB, Afgan kadınlarının kazanımlarının korunması için uluslararası topluma çağrı yapmıştı. O dönemde AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Taliban'la işbirliği ancak insan haklarına saygı gösterilmesi koşuluyla mümkündür" demişti. Ancak bugün gelinen noktada, AB'nin önceliği Afganistan'a sığınmacı göndermek haline geldi. Avrupa Birliği üyesi ülkeler, 2021'den bu yana Afganistan'a yönelik yardımları azaltırken, sınır dışı işlemlerini hızlandırıyor. Özellikle Almanya, Avusturya ve Hollanda gibi ülkeler, Taliban'la doğrudan temas kurarak geri kabul anlaşmaları imzalamaya çalışıyor. Ancak bu anlaşmaların insan hakları koşullarından yoksun olduğu belirtiliyor. Taliban yönetimi, kadınların eğitim ve çalışma hakkını büyük ölçüde kısıtlarken, ülkede insani kriz derinleşiyor. BM verilerine göre Afganistan'da 23 milyon kişi acil yardıma muhtaç durumda. Buna rağmen AB, geri göndermelerin insani boyutunu göz ardı ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa'nın Çifte Standardı ve Taliban'ın Meşruiyet Arayışı
AB'nin Taliban'la müzakereleri, Batılı ülkelerin insan hakları söylemiyle reel politika arasındaki çelişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir yanda Afgan kadınlarının korunması gerektiği vurgulanırken, diğer yanda Taliban'ın meşruiyet kazanmasına zemin hazırlanıyor. Taliban, uluslararası alanda tanınma arayışında; AB ile yapılacak anlaşmalar bu yönde önemli bir adım olabilir. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nin Taliban'ı tanımlayan yaptırım kararları hâlâ yürürlükte. Avrupa ülkeleri, bu yaptırımları delme pahasına geri kabul anlaşmaları yapmaya çalışıyor. Öte yandan, Pakistan ve İran gibi komşu ülkeler, Afgan mülteci akınından en çok etkilenenler olarak AB'nin bu tutumunu eleştiriyor. Pakistan, 2023 yılında 1.7 milyon Afgan sığınmacıyı sınır dışı ederken, AB'nin benzer bir politika izlemesi bölgesel gerilimleri artırabilir. Ayrıca, AB'nin bu hamlesi, Taliban'ın kadın hakları konusundaki tutumunu daha da sertleştirmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan'dan gelen düzensiz göçün önemli bir geçiş ülkesi konumunda. AB'nin Taliban'la yaptığı olası bir geri kabul anlaşması, Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçen Afgan sığınmacıların sayısını artırabilir. Ayrıca Türkiye, 2021'den bu yana Afganistan'da diplomatik varlığını sürdürerek hem Taliban'la hem de diğer aktörlerle temas halinde. AB'nin bu adımı, Türkiye'nin bölgedeki denge politikasını zorlayabilir. Türkiye'nin, göç yönetiminde AB ile işbirliği yaparken, insan hakları hassasiyetini koruması gerekecek. Aksi halde, hem iç kamuoyunda hem de uluslararası alanda eleştirilerle karşılaşabilir.