New York City Meclis Üyesi Zohran Mamdani, yayınladığı bir video mesajında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu savaş suçlarıyla suçlayarak Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) yargılanması çağrısında bulundu. Mamdani, Netanyahu'nun Gazze'deki saldırılarda sivil ölümlerine ve uluslararası hukukun ihlaline yol açtığını öne sürdü ancak mevcut yasal düzenlemeler nedeniyle New York kentinin Netanyahu'yu tutuklama yetkisine sahip olmadığını kabul etti.
Netanyahu'ya savaş suçu suçlaması
Mamdani, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırının ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarını kastederek, "Netanyahu, binlerce Filistinli sivilin ölümüne, hastanelerin ve okulların bombalanmasına neden olan politikaların baş mimarıdır" dedi. Mamdani, Netanyahu'nun UCM'nin 2002'deki kuruluşundan bu yana en üst düzeydeki savaş suçu zanlısı olduğunu savundu. UCM, 2021'de Filistin topraklarında işlenen savaş suçlarıyla ilgili soruşturma başlatmıştı. Mamdani, New York'un bir BM merkezi olarak uluslararası adalete katkı sağlaması gerektiğini ancak federal yasalar nedeniyle yabancı liderlere karşı yerel tutuklama işlemi yapılamadığını belirtti.
Hukuki engeller ve uluslararası boyut
New York'un Netanyahu'yu tutuklayamamasının temel nedeni, ABD federal yasalarının yerel yönetimlerin yabancı devlet adamlarına karşı yasal işlem başlatmasını kısıtlamasıdır. Ayrıca, ABD UCM'nin yetkisini tanımamakta ve İsrail de mahkemenin yargı yetkisini kabul etmemektedir. Bu durum, savaş suçu suçlamalarının uluslararası alanda siyasi bir araç olarak kullanılmasına yol açıyor. Mamdani'nin çağrısı, uluslararası toplumda Netanyahu'nun eylemlerinin hukuki sonuçları konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. İsrail, Gazze operasyonlarının meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu savunurken, birçok insan hakları örgütü savaş suçu işlendiğini iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Mamdani'nin açıklamaları, Orta Doğu'da tırmanan gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Netanyahu yönetimi, Gazze'deki operasyonlarını Hamas'ı yok etme hedefine odaklamış durumda ancak sivil kayıpların boyutu uluslararası kamuoyunda tepki çekiyor. UCM'nin kararlı bir şekilde harekete geçmemesi, mahkemenin siyasallaştığı eleştirilerine yol açıyor. Öte yandan, ABD'nin İsrail'e verdiği sarsılmaz destek, savaş suçu suçlamalarının etkisiz kalmasına neden oluyor. Bölge ülkeleri, özellikle Mısır ve Katar, arabuluculuk çabalarını sürdürürken, ateşkes müzakereleri henüz sonuç vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Gazze saldırılarını defalarca kınamış ve savaş suçu işlendiğini belirtmişti. Mamdani'nin açıklamaları, uluslararası kamuoyunda Netanyahu'ya yönelik suçlamaların arttığı bir döneme denk geliyor. Türkiye'nin UCM'ye verdiği destek ve Filistin davasına olan bağlılığı göz önüne alındığında, bu tür girişimler Ankara'nın pozisyonuyla örtüşüyor. Ancak Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin normalleşme çabaları, bu tür suçlamaların ikili ilişkilerde yeni bir gerilime yol açma potansiyelini barındırıyor. Türk dış politikası, Filistin haklarını savunurken bir yandan da bölgesel istikrarı korumaya çalışıyor. Bu nedenle, Mamdani'nin çağrısı Türkiye'nin BM ve diğer platformlardaki söylemini güçlendirebilir ancak pratikte hukuki bir sonuç doğurması zor görünüyor.