ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer programının kalbi olarak görülen ve ağır şekilde tahkim edilmiş Pickaxe Dağı bölgesinin “çok ağır” bir şekilde hedef alınacağını açıkladı. Trump’ın bu tehdidi, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in olası bir İran savaşının maliyetinin “akıl almaz boyutlara” ulaşacağını söylemesinin ardından geldi. İki ülke arasında son haftalarda tırmanan gerilim, uzmanlara göre bölgesel bir savaşa dönüşme potansiyeli taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Pickaxe Dağı ve Nükleer Program
İran’ın Fordo ve Natanz tesislerinin yanı sıra, Pickaxe Dağı (Farsça adıyla Kuh-e Sang) olarak bilinen bölge, İran’ın yeraltındaki nükleer tesislerinden biri olarak biliniyor. Bu tesis, dağın derinliklerine inşa edildiği için geleneksel bombalarla yok edilmesi neredeyse imkânsız kabul ediliyor. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, “Pickaxe Dağı bölgesini çok ağır bir şekilde vuracağız. Bu, İran’ın nükleer hırslarına son verecek” ifadelerini kullandı.
Pentagon’dan üst düzey bir yetkili, Washington Post’a yaptığı açıklamada, hedefin “stratejik bir mesaj” olduğunu ve İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesini tamamen ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi. Ancak aynı yetkili, böyle bir operasyonun “maliyet ve risklerinin çok yüksek” olduğunu da ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Savaşın Maliyeti ve Tepkiler
Savunma Bakanı Pete Hegseth, dün düzenlenen basın toplantısında, İran’a yönelik kapsamlı bir askerî harekâtın ABD’ye “önümüzdeki yıllarda milyarlarca dolara mal olacağını” belirtti. Hegseth, “Böyle bir savaş sadece mali açıdan değil, insan hayatı açısından da bedeli ağır olur. Bu nedenle diplomasi kapısını tamamen kapatmamalıyız” dedi. Trump yönetiminin İran’a yönelik “maksimum baskı” politikasını yeniden canlandırdığı bir dönemde gelen bu tehdit, uluslararası toplumda endişe yarattı.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Tarafları itidal ve diyaloğa davet ediyoruz. Bu tür tehditler bölgesel istikrarı bozma riski taşıyor” açıklamasını yaptı. Rusya da ABD’nin İran’a yönelik tehditlerini “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, Çin daha temkinli bir yaklaşım sergileyerek “uluslararası hukuka saygı çağrısı” yaptı. Bu arada İran, nükleer tesislerini korumak için hava savunma sistemlerini en üst seviyeye çıkardığını duyurdu.
Bölgedeki diğer aktörler de gelişmeleri yakından takip ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, resmî olarak tarafsız kalmaya çalışsa da, olası bir çatışmanın Körfez’deki enerji ticaretini ve deniz güvenliğini tehdit edeceğinin farkında. İsrail ise Trump’ın açıklamalarını “memnuniyetle” karşıladığını duyurdu ancak daha fazla yaptırım çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran ile 500 kilometreyi aşan bir kara sınırına sahip ve bu nedenle olası bir ABD-İran çatışmasından doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Türkiye’nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran’dan karşılamamasına rağmen, bölgedeki istikrarsızlık enerji fiyatlarını ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin İran’a yönelik askerî bir harekâtı, Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde kullandığı Irak’ın kuzeyindeki hava sahasını ve istihbarat paylaşımını da karmaşık hale getirebilir. Türkiye, diplomatik yollarla gerilimin azaltılması çağrılarına devam ederken, bölgesel bir savaşın tetikleyebileceği yeni göç dalgalarına ve güvenlik risklerine karşı hazırlıklı olmak zorundadır. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem de Tahran ile temaslarını sürdürerek yangının büyümesini engellemeye çalışacaktır.