İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ülkenin dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğü ABD-İsrail ortak hava saldırısına ilişkin çarpıcı ayrıntılar paylaştı. Erakçi, saldırının ilk gününde liderlik kompleksinin enkazı altında kaldığını ve kurtarma ekipleri tarafından çıkarıldığını belirtti. Saldırının ardından güvenlik nedeniyle sürekli yer değiştirdiğini söyleyen bakan, İran’ın bu kayıptan sonra nasıl bir yol izleyeceğine dair ipuçları verdi. Olay, Tahran yönetiminde büyük bir otorite boşluğuna yol açarken, bölgesel dengeleri de derinden sarsmış durumda.
Saldırının ayrıntıları ve sonrası
Erakçi, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, saldırının savaşın ilk gününde gerçekleştiğini ve liderlik kompleksinin tam isabet aldığını söyledi. Kendisinin de bulunduğu binanın çökmesi sonucu enkaz altında kaldığını, ancak kurtarma ekiplerinin hızlı müdahalesiyle kurtulduğunu anlattı. Saldırının ardından İran'ın üst düzey yöneticileri için güvenlik protokollerinin tamamen değiştirildiğini belirten Erakçi, “Şu anda her an yer değiştiriyorum ve güvenli bir noktada olduğumu söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Dini lider Hamaney'in ölümü, İran'da iç siyasette büyük bir boşluk yarattı. Anayasaya göre, dini liderin ölümü halinde Uzmanlar Meclisi'nin 60 gün içinde yeni bir lider seçmesi gerekiyor. Ancak mevcut koşullarda bu sürecin ne kadar sağlıklı işleyeceği belirsiz. Erakçi, bu süreçte dış politikada sürpriz adımlar atılabileceğinin sinyalini verdi: “Düşmanlarımız İran'ın zayıfladığını düşünüyorsa yanılıyorlar. Tüm seçenekler masada.”
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD ve İsrail'in ortaklaşa düzenlediği bu saldırı, Ortadoğu'da yeni bir kaos dalgasını tetikledi. İran'ın nükleer programa verdiği önem ve bölgesel milis güçleri üzerindeki kontrolü, Hamaney'in ölümüyle birlikte sorgulanmaya başlandı. Uzmanlar, İran'ın bu krizi atlatmak için ya daha radikal bir çizgiye kayacağını ya da Batı'yla müzakere masasına dönebileceğini öngörüyor. Erakçi'nin açıklamaları, Tahran'ın mevcut durumda uzlaşmaya yanaşmayacağını ancak tamamen kapıları kapatmadığını gösteriyor.
Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'daki bu otorite boşluğunu kendi avantajlarına kullanmaya çalışabilir. Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki İran destekli gruplar için Hamaney'in ölümü, lojistik ve moral açıdan büyük bir darbe anlamına geliyor. Bu grupların bağımsız hareket etme kabiliyeti sınırlı olduğundan, Tahran'dan gelecek yeni talimatlar bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlık riskini artırıyor. İran'daki otorite boşluğu, Suriye ve Irak'ta İran destekli grupların kontrolünü zayıflatabilir; bu da PKK/YPG gibi terör örgütlerine yeni alan açabilir. Ayrıca, İran'ın olası bir nükleer maceraya atılması, Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit eder. Ankara, Tahran'la diplomatik kanalları açık tutarak hem sınır güvenliğini sağlamaya hem de bölgesel dengelerde etkin rol oynamaya çalışacaktır. Ekonomik olarak ise, İran'la ticaret hacmi düşük olduğundan doğrudan etki sınırlı olabilir, ancak enerji fiyatlarındaki olası dalgalanmalar dikkatle izlenmelidir.