Malezya'da yaşayan Rohingya mültecilerine yönelik sosyal medyada yayılan nefret söylemi, bu topluluğun giderek artan bir şekilde 'insanlıktan çıkarılmasına' yol açıyor. Uzmanlara göre, bu durum 2017 yılında Myanmar'da Rohingyalıların kitlesel olarak sürgün edilmesini meşrulaştıran anlatılarla rahatsız edici benzerlikler taşıyor. Malezya, on yıllardır çoğu Budist olan Myanmar'daki sistematik zulümden kaçan yüz binlerce Müslüman Rohingya'ya ev sahipliği yapıyor. Ancak son yıllarda, özellikle COVID-19 salgını ve ekonomik zorluklarla birlikte, yerel halk arasında Rohingyalılara yönelik düşmanlık belirgin şekilde arttı. Bu düşmanlık, sosyal medya platformlarında paylaşılan provokatif videolar, yanlış bilgiler ve nefret dolu yorumlarla besleniyor.
Gelişmenin arka planı
Malezya, resmi olarak mülteci statüsü tanımayan ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (UNHCR) kayıtlı yaklaşık 180.000 mülteci ve sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. Bunların büyük çoğunluğunu Rohingyalılar oluşturuyor. Geçtiğimiz yıllarda, sosyal medyada dolaşıma giren ve Rohingyalıların Malezya'da suç işlediğini, yerel işleri ellerine geçirdiğini veya kültürel uyumsuzluk yarattığını iddia eden içeriklerin sayısı hızla arttı. Örneğin, 2023 yılında bir grup Rohingyalı gencin bir cenaze töreninde dans ettiği görüntüler viral olmuş, bu durum geniş çaplı bir öfkeye yol açmıştı. Benzer şekilde, 2024 yılında bir Rohingya kadının bir Malezya vatandaşına saldırdığı iddia edilen bir video, binlerce kez izlenmiş ve nefret yorumlarına maruz kalmıştı. Bu tür olaylar, Rohingyalıların tamamının suçlu, tehlikeli veya topluma yük olduğu yönünde genellemelere yol açıyor. Araştırmalar, bu anlatıların çoğunun doğrulanmamış veya abartılı olduğunu, ancak yine de yaygın bir düşmanlık yarattığını gösteriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Rohingyalılara yönelik nefret söylemi sadece Malezya'ya özgü değil. Endonezya, Tayland ve Hindistan gibi diğer Asya ülkelerinde de benzer eğilimler gözlemleniyor. Ancak Malezya, Rohingyalıların en yoğun olduğu ülkelerden biri olması nedeniyle bu sorunun en görünür olduğu yer. Myanmar'da 2017'de ordunun başlattığı etnik temizlik kampanyası sonucu yaklaşık 740.000 Rohingya Bangladeş'e sığınmıştı. Bu mültecilerin bir kısmı daha sonra Malezya'ya geçti. Uluslararası toplum, Myanmar'da Rohingyalılara yönelik zulmü 'soykırım' olarak nitelendiriyor. Ancak Malezya'da yükselen nefret söylemi, aynı mağdur topluluğun burada da hedef haline gelmesine neden oluyor. Bu durum, insan hakları örgütleri tarafından 'ikincil bir mağduriyet' olarak tanımlanıyor. Ayrıca, bu nefret söylemi bölgesel istikrarı da tehdit ediyor; çünkü mülteci toplulukları arasında radikalleşme riskini artırabilir ve ülkeler arası gerilimlere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya'daki Rohingyalılara yönelik nefret söylemi, Türkiye'nin insani diplomasi ve mülteci politikaları açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, Rohingya krizinde Myanmar'a yönelik sert eleştirileri ve Bangladeş'teki mülteci kamplarına yardımlarıyla öne çıkmıştı. Ancak benzer bir nefret söyleminin Türkiye'deki sığınmacılara karşı da yükselmesi, iç politikada hassas bir dengeyi gerektiriyor. Türkiye'nin, mülteci haklarını savunan söylemini sürdürürken, toplumsal kabulü artırıcı politikalar geliştirmesi, bu tür 'insanlıktan çıkarma' kampanyalarının etkisini azaltmak için kritik önemde.