Hong Kong’un güvenlik şefi Chris Tang Ping-keung, kitapçıların sattıkları yayınların ulusal güvenlik mevzuatını ihlal etmediğinden emin olmakla yükümlü olduklarını açıkladı. Bu uyarı, bir gün önce polisin kentteki iki bağımsız kitapçıya düzenlediği baskında beş kişiyi “fitne” şüphesiyle gözaltına almasının ardından geldi. Tang, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Kitapçılar, tıpkı diğer tüm işletmeler gibi, ürünlerinin yasalara uygunluğunu sağlamakla yükümlüdür. Ulusal güvenlik, her şeyin üzerindedir” ifadelerini kullandı.
Baskınlar ve gözaltılar
Hong Kong polisi, salı günü şafak vakti kentin farklı semtlerinde faaliyet gösteren iki bağımsız kitapçıya eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda, aralarında kitapçı sahipleri ve çalışanlarının da bulunduğu beş kişi, “devlet sırlarını ifşa etme ve fitne yayma” suçlamasıyla gözaltına alındı. Polis, baskınlarda çok sayıda yayına ve dijital materyale el koydu. Yetkililer, soruşturmanın devam ettiğini ve yayınların içeriğinin incelendiğini belirtti. Gözaltına alınanların, Hong Kong’un 2020’de yürürlüğe giren ulusal güvenlik yasasını ihlal eden materyaller sattıkları iddia ediliyor.
Kitapçı baskınları, Hong Kong’da 2020 yılından bu yana uygulanan ulusal güvenlik yasası kapsamındaki en son adımlardan biri. Pekin yönetimi tarafından dayatılan yasa, Hong Kong’da ayrılıkçılık, devlet sırlarının ifşası, yabancı güçlerle iş birliği ve terörizm gibi suçları kapsıyor. Eleştirmenler, yasanın ifade özgürlüğünü ve basın özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtladığını savunuyor.
Ulusal güvenlik yasasının etkileri
Hong Kong’un 2020’de geçirdiği ulusal güvenlik yasası, kentin yarı özerk statüsünü önemli ölçüde değiştirdi. Yasa, Çin Merkezi Hükümeti’ne Hong Kong’da doğrudan müdahale yetkisi verirken, kentteki muhalif sesleri susturmak amacıyla kullanıldığı yönünde eleştiriler alıyor. Son baskınlar, kitapçı sektörünün hedef alınmasıyla birlikte, Çin yönetiminin Hong Kong’da sıkı bir ideolojik denetim kurma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Hong Kong’daki bağımsız kitapçılar, özellikle 2019’daki protesto hareketine ilişkin yayınlar nedeniyle artan bir baskı altında. Geçtiğimiz yıl da bir kitapçı, “antolojik” bir şiir kitabı nedeniyle yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle kapatılmıştı. Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları örgütleri, Hong Kong’da ifade özgürlüğünün her geçen gün daha da daraldığı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong’daki bu gelişme, Türkiye’nin doğrudan iç işlerini etkilememekle birlikte, küresel ölçekte ifade özgürlüğü ve ulusal güvenlik arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, kendi ulusal güvenlik mevzuatı çerçevesinde benzer tartışmaları zaman zaman yaşamış bir ülke olarak, Hong Kong’daki bu uygulamaların uluslararası kamuoyunda nasıl yankı bulduğunu yakından izlemektedir. Ayrıca, Çin ile olan ticari ve diplomatik ilişkileri göz önüne alındığında, Türkiye’nin Hong Kong’un yarı özerk statüsü ve ifade özgürlüğü konularında dikkatli bir denge politikası izlemesi beklenir. Bu tür gelişmeler, Türkiye’nin kendi hukuk düzeninde ulusal güvenlik ile bireysel haklar arasındaki dengeyi gözden geçirmesi için bir fırsat sunabilir.