ABD Başkanı Donald Trump'ın 'Amerika'yı Yeniden Büyük Yap' sloganıyla şekillendirdiği ekonomi politikaları, MAGAnomics olarak anılan korumacı ve müdahaleci yaklaşım, uzmanlara göre Amerikan ekonomisine beklenenin aksine zarar veriyor. The Economist dergisinin son sayısında yayımlanan kapsamlı bir analize göre, yüksek gümrük tarifeleri, geniş çaplı vergi indirimleri ve deregülasyon politikaları, kısa vadede bazı sektörleri canlandırsa da uzun vadede sürdürülemez bir borç yükü ve ticaret savaşları riski yaratıyor. Analiz, Trump yönetiminin Çin ve Avrupa Birliği'ne uyguladığı tarifelerin ve kurumsal vergi oranını yüzde 21'den yüzde 15'e düşürme planlarının, ABD'nin küresel ticaretteki konumunu zayıflattığını ve iç piyasada enflasyonist baskılara yol açtığını vurguluyor.
MAGAnomics'in Arka Planı ve Temel Bileşenleri
Trump'ın ekonomi vizyonu, 2016 seçim kampanyasından itibaren 'önce Amerika' ilkesine dayanıyor. Bu çerçevede, Çin menşeli ürünlere yüzde 25'e varan gümrük vergileri, çelik ve alüminyuma yüzde 10-25 arası ek tarifeler, otomotiv sektörüne yönelik tehditler ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (NAFTA) yeniden müzakere edilerek USMCA'ya dönüştürülmesi gibi adımlar atıldı. Vergi reformu ile kurumlar vergisi kalıcı olarak düşürülürken, kişisel gelir vergilerinde geçici indirimler sağlandı. Ancak bu politikalar, federal bütçe açığını rekor seviyelere taşıdı. Kongre Bütçe Ofisi verilerine göre, 2024 mali yılında bütçe açığı 1,5 trilyon doları aşarken, ulusal borç 34 trilyon doların üzerine çıktı. Bu durum, faiz oranlarının yükselmesine, yatırımların yavaşlamasına ve enflasyonun hedeflenen yüzde 2'nin üzerinde seyretmesine neden oldu.
The Economist analizi, MAGAnomics'in sanayi üretimine kısa vadeli canlılık getirdiğini, özellikle çelik ve otomotiv sektörlerinde işe alımları artırdığını kabul ediyor. Ancak bu kazanımların, tedarik zinciri maliyetlerindeki artış, misilleme tarifeleri nedeniyle tarım ürünleri ihracatındaki düşüş ve genel belirsizlik ortamının yatırım kararlarını ertelemesi gibi olumsuzluklarla dengelendiğini belirtiyor. Tarifelerin tüketici fiyatlarına yansımasıyla enflasyonun yüzde 3,5'te takılı kaldığı ve Federal Rezerv'in faiz indirimi konusunda temkinli davrandığı vurgulanıyor. Ayrıca, Trump'ın mali teşvik paketleri ve altyapı harcamalarına rağmen, iş gücü piyasasında talep ile arz arasındaki uyumsuzluğun devam ettiği ifade ediliyor.
Küresel Boyutu ve Bölgesel Etkileri
MAGAnomics'in etkileri yalnızca ABD iç piyasasıyla sınırlı kalmıyor. Uygulanan gümrük tarifeleri, Çin ekonomisinde yavaşlamaya yol açarken, Avrupa Birliği'nin ABD'ye karşı misilleme tarifeleri uygulaması transatlantik ticaret ilişkilerini gerdi. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, küresel ticaret hacmi 2023'te yüzde 1,2 daraldı ve bu daralmada ABD'nin korumacı politikaları önemli rol oynadı. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, artan maliyetler ve belirsizlik nedeniyle büyüme hedeflerini aşağı çekmek zorunda kaldı. IMF, 2024 Küresel Ekonomik Görünüm raporunda, ABD'nin tarifelerinin küresel GSYİH'yi yüzde 0,5 düşürebileceğini tahmin ediyor.
Jeopolitik açıdan, ABD'nin müttefikleriyle yaşadığı ticari anlaşmazlıklar, Batı ittifakında çatlaklara neden oluyor. Örneğin, ABD'nin Avrupa Havacılık ve Uzay Sanayii'ne (Airbus) uyguladığı tarifeler, AB'nin Boeing'e karşılık vermesine ve iki taraf arasında uzun süreli bir dava sürecine yol açtı. Ayrıca, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji kısıtlamaları ve yarı iletken ambargosu, Asya-Pasifik tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, Güney Kore, Tayvan ve Japonya gibi ülkeleri zor durumda bırakıyor. The Economist, bu korumacı dalganın, Soğuk Savaş sonrası dönemdeki küreselleşme dalgasını tersine çevirdiğini ve dünya ekonomisini daha bloklaşmış bir yapıya ittiğini savunuyor.
Sonuç
MAGAnomics, kısa vadede bazı sektörlerde iyileşme sağlasa da, uzun vadede ABD ekonomisinin rekabet gücünü, bütçe dengesini ve küresel liderlik rolünü tehdit ediyor. The Economist'in analizi, korumacılık ve mali genişleme politikalarının sürdürülemez olduğunu ve ABD'nin yeniden daha ihtiyatlı, çok taraflı bir ekonomi politikasına yönelmesi gerektiğini ima ediyor. Taraflar, bu politikaların enflasyon, borç ve ticaret savaşları gibi uzun vadeli maliyetlerinin, kısa vadeli istihdam ve sanayi üretimi kazanımlarını aştığı konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin ABD ile ticaret hacmi 2023'te yaklaşık 30 milyar dolar seviyesindeydi. Tarifelerin yükselmesi, özellikle Türk çelik ve otomotiv ihracatını olumsuz etkileyebilir. ABD'ye yönelik ihracatın yanı sıra, ABD kaynaklı yatırımların azalması da risk oluşturuyor. Ancak Türkiye, ABD ile ticari ilişkilerinde çeşitlendirme stratejisi izliyor; ayrıca Asya ve Avrupa pazarlarındaki alternatifleri değerlendiriyor. Küresel ticaretteki bloklaşma, Türkiye'nin hem AB hem de Rusya ve Asya ülkeleriyle dengeli ilişkiler kurmasını gerektiriyor. Ekonomik milliyetçiliğin yükselişi, Türkiye'nin ihracat odaklı büyüme modelini etkileyebilir ve yeni ticaret anlaşmaları arayışını hızlandırabilir.