Macar savcılık, 2025 yılında düzenlenen bir LGBTQ+ hakları yürüyüşüne (Pride) izin veren Budapeşte'nin liberal belediye başkanı Gergely Karacsony hakkındaki suçlamaları düşürdü. Perşembe günü açıklanan karar, Karacsony'nin yürüyüşün organizasyonundaki rolü nedeniyle yargılanmasının önüne geçti. Savcılık, yürüyüşün yasalara uygun olduğunu ve belediye başkanının herhangi bir suç işlemediğini belirtti. Karar, Macaristan'da son yıllarda LGBTQ+ haklarına yönelik artan baskıların gölgesinde, ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı açısından önemli bir emsal olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı: Pride yürüyüşleri ve hukuki mücadele
Budapeşte Belediye Başkanı Gergely Karacsony, 2025 yılında kentte düzenlenen LGBTQ+ onur yürüyüşüne izin vermesi nedeniyle muhafazakar hükümetin baskısıyla karşı karşıya kalmıştı. Macaristan'da iktidardaki Fidesz partisi, geleneksel aile değerlerini ön plana çıkaran politikalar izliyor ve LGBTQ+ etkinliklerini sık sık hedef alıyor. 2021'de kabul edilen bir yasa, 18 yaş altındakilere LGBTQ+ içeriklerinin gösterilmesini yasaklarken, hükümet yetkilileri Pride yürüyüşlerini "çocukların korunması" gerekçesiyle eleştirmişti. Karacsony, bu yasanın ardından düzenlenen yürüyüşün yasal olduğunu savunmuş ve etkinliğin barışçıl geçtiğini belirtmişti.
Suçlamaların düşürülmesi, Karacsony ve destekçileri tarafından hukukun üstünlüğü adına bir zafer olarak nitelendirildi. Belediye başkanı yaptığı açıklamada, "Bu karar, nefret ve ayrımcılığın hukuka galip gelemeyeceğini gösterdi. Budapeşte, tüm vatandaşları için özgür bir şehir olmaya devam edecek" ifadelerini kullandı. Ancak hükümete yakın medya, kararı eleştirerek savcılığın siyasi baskı altında hareket ettiğini iddia etti.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'da LGBTQ+ hakları mücadelesi
Macaristan'daki bu dava, Avrupa Birliği (AB) içinde LGBTQ+ hakları konusundaki gerilimin bir yansıması olarak görülüyor. AB Komisyonu, Macaristan'ın LGBTQ+ haklarına yönelik kısıtlayıcı yasalarını defalarca eleştirmiş ve ülkeye karşı hukuki süreç başlatmıştı. Polonya ile birlikte Macaristan, AB'nin temel değerlerine aykırı olduğu düşünülen politikalarıyla Brüksel'le sık sık karşı karşıya geliyor. Karacsony'nin davasının düşürülmesi, bu bağlamda AB'nin hukukun üstünlüğü ilkesini savunma çabalarına katkı sağlayabilir.
Öte yandan, Macaristan'da 2026'da yapılması planlanan genel seçimler öncesinde bu kararın siyasi etkileri de değerlendiriliyor. Muhalefet partileri, kararı hükümetin LGBTQ+ karşıtı söylemlerine karşı bir duruş olarak yorumlarken, iktidar kanadı konuyu seçim kampanyasında kullanabilir. Bölgesel düzeyde, benzer yasalarla gündeme gelen Polonya'da da Pride yürüyüşlerine yönelik hukuki süreçler devam ediyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) daha önce benzer davalarda toplanma özgürlüğü lehine kararlar vermesi, bu tür davaların seyrini etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de de zaman zaman gündeme gelen LGBTQ+ etkinliklerine yönelik kısıtlamalar ve hukuki süreçler açısından önemli bir referans noktası olabilir. Türkiye'de 2020'den bu yana İstanbul Valiliği'nin Pride yürüyüşlerine izin vermemesi ve çeşitli etkinliklere müdahale edilmesi, ifade ve toplanma özgürlüğü tartışmalarını alevlendirmişti. Macar savcılığının kararı, uluslararası hukuk normları ve AİHM içtihatları çerçevesinde benzer davalarda emsal teşkil edebilir. Ayrıca Türkiye'nin, AB ile ilişkilerinde hukukun üstünlüğü ve temel haklar konusundaki taahhütlerini hatırlatması açısından dolaylı bir etki yaratabilir. Ancak Türkiye'deki yargı bağımsızlığı ve siyasi iklim göz önüne alındığında, bu kararın doğrudan bir yansıması beklenmemelidir.