Lübnan, Ortadoğu’nun en karmaşık siyasi yapılarından birine sahip. Ülkedeki siyasi partiler, büyük ölçüde mezhepsel aidiyetler üzerine inşa edilmiş olup, sosyal, dini ve siyasi bölünmeleri yansıtıyor. 18 resmî dini grubun tanındığı Lübnan’da siyaset, Maruniler, Sünniler, Şiiler, Dürziler ve diğer topluluklar arasında hassas bir denge üzerinde yürüyor. 1943’te imzalanan Ulusal Pakt ile tesis edilen mezhepsel paylaşım sistemi, cumhurbaşkanının Maruni, başbakanın Sünni ve meclis başkanının Şii olmasını öngörüyor. Bu yapı, siyasi partileri de doğrudan şekillendiriyor.
Başlıca siyasi partiler ve mezhepsel kökenleri
Lübnan’ın en güçlü siyasi aktörlerinden biri, Şii tabanlı Emel Hareketi. 1974’te Musa Sadr tarafından kurulan Emel, uzun süre Şiilerin siyasi temsilcisi oldu. Ancak 1982 İsrail işgalinin ardından Hizbullah’ın yükselişiyle Şii siyasetinde iki kutuplu bir yapı ortaya çıktı. Hizbullah, askerî kanadı ve İran’la olan yakın ilişkisiyle hem siyasi hem de silahlı bir güç olarak öne çıkıyor. Parti, 1992’den bu yana mecliste temsil ediliyor ve 2005’ten sonra hükümetlerde yer almaya başladı. 8 Mart İttifakı’nın çekirdeğini oluşturan Hizbullah, Suriye iç savaşına müdahil olarak bölgesel bir aktör haline geldi.
Sünni siyasetin başlıca temsilcisi ise eski Başbakan Saad Hariri liderliğindeki Gelecek Hareketi. 2005’te babası Refik Hariri’nin suikastının ardından kurulan parti, 14 Mart İttifakı’nın en önemli bileşeniydi. Batı yanlısı ve Suudi Arabistan’la yakın ilişkileriyle bilinen Gelecek Hareketi, 2019’daki protestolar ve ekonomik kriz sonrası etkisini kaybetti. Hariri’nin 2022’de siyasetten çekilmesiyle Sünni kesimde bir boşluk oluştu.
Maruni Hristiyanlar ise Lübnan Kuvvetleri ve Özgür Yurtsever Hareketi olarak iki ana kampa ayrılıyor. Samir Caca liderliğindeki Lübnan Kuvvetleri, iç savaş döneminde kurulan bir milis gücünden evrilerek muhafazakâr Hristiyan tabanını temsil ediyor. Öte yandan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın kurduğu Özgür Yurtsever Hareketi, Hizbullah ile ittifakıyla dikkat çekiyor. 2016’daki cumhurbaşkanlığı krizinin ardından iki parti arasındaki rekabet derinleşti.
Dürzi siyasetinin önde gelen ismi ise Velid Canbolat liderliğindeki İlerici Sosyalist Parti. Canbolat, iç savaştan bu yana Lübnan siyasetinde denge unsuru olarak yer aldı. Son yıllarda oğlu Teymur Canbolat’a devrettiği parti, mezhepsel çizgisini koruyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan’daki siyasi partiler, yalnızca iç siyasetin değil, bölgesel güç mücadelelerinin de bir yansıması. Suudi Arabistan ile İran arasındaki nüfuz rekabeti, Lübnan siyasetinde doğrudan hissediliyor. Hizbullah, İran’ın Ortadoğu’daki en önemli vekil gücü olarak kabul edilirken, Gelecek Hareketi Suudi destekliydi. 2020’deki Beyrut patlamasının ardından Fransa’nın arabuluculuk girişimleri, uluslararası toplumun Lübnan’daki krize müdahalesini gösterdi. ABD, Hizbullah’ı terör örgütü listesinde tutarken, İsrail de Hizbullah’ın askerî kanadını doğrudan tehdit olarak görüyor.
Suriye iç savaşı, Lübnan partileri arasındaki bölünmeyi derinleştirdi. Hizbullah, Esad rejimini desteklemek üzere Suriye’ye savaşçı gönderirken, Gelecek Hareketi muhalifleri destekledi. Bu durum Lübnan’daki mezhepsel gerilimi daha da tırmandırdı. Son dönemde ekonomik çöküşün ardından halkın siyasi partilere olan güveni iyice azaldı; 2019’daki protestolar, tüm siyasi sınıfı hedef alan bir öfkeyi ortaya koydu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan’daki siyasi partilerin yapısı, Türkiye’nin Ortadoğu politikasını yakından ilgilendiriyor. Hizbullah’ın İran eksenindeki güçlü konumu, Türkiye’nin Suriye ve Irak politikalarıyla doğrudan bağlantılı. Öte yandan Sünni siyasi hareketlerin zayıflaması, Türkiye’nin bölgedeki Sünni aktörlerle kurduğu ittifakları olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Lübnan’ın istikrarını önemli bir insani ve ticari ortak olarak görüyor; Beyrut’taki siyasi krizin derinleşmesi, Doğu Akdeniz’deki dengeleri de etkileyebilir. Bu nedenle Ankara’nın Lübnan’daki mezhepsel dengeyi koruyacak diplomatik adımlar atması bekleniyor.