ABD ordusu, Çarşamba günü Hürmüz Boğazı'ndaki stratejik öneme sahip Larak Adası'na hava saldırısı düzenledi. Operasyon, Başkan Donald Trump'ın savaşın devam edeceği yönündeki tehdidinin hemen ardından geldi. Trump, yaptığı açıklamada Washington'ın savaş faturasının 37.5 milyar doları bulduğunu belirterek "işim henüz bitmedi" ifadelerini kullandı. Pentagon yetkilileri, operasyonun ayrıntılarına ilişkin sınırlı bilgi paylaşırken, saldırının İran'ın deniz kontrol kapasitesini zayıflatmayı hedeflediğini duyurdu.
Larak Adası'nın Stratejik Önemi
Larak Adası, Basra Körfezi'nden Hint Okyanusu'na geçişin kilit noktası olan Hürmüz Boğazı'nda yer alıyor. Adanın kontrolü, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolunun denetiminde kritik rol oynuyor. İran Devrim Muhafızları, adada uzun menzilli füzeler ve hızlı saldırı botları konuşlandırmıştı. ABD'nin vurduğu hedefler arasında radar sistemleri, füze rampaları ve komuta merkezlerinin bulunduğu bildirildi. Pentagon Sözcüsü Pete Hegseth, operasyonun "İran'ın bölgedeki saldırgan eylemlerine karşı meşru müdafaa" kapsamında gerçekleştirildiğini söyledi. Hegseth, savaşın toplam maliyetinin 37.5 milyar dolar olduğunu ve bu rakamın operasyonel harcamalar, mühimmat tüketimi ve askeri personel giderlerini içerdiğini açıkladı.
Saldırının zamanlaması dikkat çekiyor. ABD Başkanı Trump, bir önceki gün yaptığı açıklamada İran'a yönelik askeri harekâtın "henüz bitmediğini" ve Tahran yönetiminin nükleer programı nedeniyle baskı altında tutulacağını söylemişti. Trump yönetimi, İran'la doğrudan müzakerelere kapıyı kapatmış durumda. Öte yandan, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (UAEA) son raporu, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdığını ortaya koymuştu.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
ABD saldırısına Ortadoğu'dan ilk tepkiler sert oldu. İran Dışişleri Bakanlığı, operasyonu "uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplanmasını talep etti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise iki tarafı da sağduyuya çağırarak gerilimin düşürülmesi çağrısı yaptı. Rusya ve Çin, ABD'yi "bölgesel istikrarı baltalamakla" suçladı. Küresel piyasalarda ise petrol fiyatları hızla yükseldi; Brent petrolün varil fiyatı 95 doların üzerine çıktı. Enerji analistleri, Hürmüz Boğazı'nda bir çatışma patlak vermesi halinde petrol fiyatlarının 150 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, yüksek enflasyonla boğuşan gelişmekte olan ülkeler için ek bir yük anlamına geliyor. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, taraflara "azami itidal" çağrısı yaparken, ABD'ye askeri operasyonu durdurması yönünde baskı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem NATO üyesi hem de İran'la kara komşusu olması nedeniyle Hürmüz'deki bu yeni krizden doğrudan etkilenecek. Artan petrol fiyatları, Türkiye'nin cari açığını ve enerji maliyetlerini yukarı çekecek. Ayrıca, İran sınırında güvenlik riskleri artabilir. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunabilir; ancak NATO dayanışması ile komşuluk ilişkileri arasında hassas bir denge kurmak zorunda. Suriye ve Irak'taki yansımaları da izlenmeli.