Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 348'e yükseldiğini duyurdu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte 54 kişinin daha yaşamını yitirdiği, toplam yaralı sayısının ise 12 bin 482'ye ulaştığı belirtildi. Saldırıların özellikle ülkenin güneyinde ve başkent Beyrut'un güney banliyölerinde yoğunlaştığı, sivil kayıpların büyük çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu ifade ediliyor. Birleşmiş Milletler, bu çatışmayı son yılların en ölümcül çatışması olarak nitelendirirken, uluslararası toplum ateşkes çağrılarını artırıyor.
Artan can kayıpları ve insani kriz
Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın güncel verilerine göre, İsrail'in 23 Eylül'de başlattığı yoğun hava saldırılarından bu yana en az 3 bin kişi hayatını kaybetti. Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak başlatılan operasyonlar, Lübnan'ın sivil altyapısını hedef alıyor. Beyrut'taki sağlık tesisleri, hastaneler ve okulların büyük bölümü hasar gördü. Özellikle güney bölgelerinde on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Ülke genelinde yerinden edilen kişi sayısının 1,2 milyonu aştığı tahmin ediliyor. Lübnan hükümeti, uluslararası topluma acil insani yardım çağrısında bulunurken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) salgın hastalık riskine karşı uyarıyor. Sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısının yaşandığı bildiriliyor. Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR), yerinden edilenlerin barınma, gıda ve temiz suya erişiminde ciddi zorluklar yaşadığını raporluyor.
Bölgesel yansımalar ve uluslararası tepkiler
Lübnan'daki çatışmalar, Ortadoğu'da geniş çaplı bir savaşa dönüşme riskini beraberinde getiriyor. İsrail'in kara operasyonlarını genişletmesi, İran ve Hizbullah arasındaki ittifakın da etkisiyle bölgede tansiyonu daha da yükseltiyor. İran'ın İsrail'e yönelik doğrudan tehditleri, bölgesel güçlerin endişelerini artırıyor. ABD, Fransa ve Birleşmiş Milletler, ateşkes için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, tarafları derhal ateşkes ilan etmeye çağırdı. Türkiye, Mısır ve Katar gibi ülkeler de arabuluculuk çabalarına destek veriyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah'ı etkisiz hale getirene kadar operasyonların süreceğini açıkladı. Bu durum, Lübnan'da barışın sağlanmasına yönelik diplomatik çabaların önündeki en büyük engel olarak görülüyor. BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı talepleri ise henüz sonuç vermiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışmaların derinleşmesi, Türkiye için hem insani hem de güvenlik açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için aktif diplomasi yürütüyor ve taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu defalarca ifade etti. Lübnan'daki insani kriz, Türkiye'nin göç dalgalarıyla karşı karşıya kalma riskini artırıyor. Özellikle sınır ülkelerdeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenliğine yönelik tehditleri de derinleştiriyor. Türkiye, bu bağlamda hem insani yardım sağlama hem de bölgedeki terör örgütlerinin etkisizleştirilmesi konusunda işbirliği çağrılarını yineliyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarları da bu çatışmalardan olumsuz etkileniyor. Türk yatırımcıların ve vatandaşların güvenliği için de tedbirler alınması gerekiyor.