Batı Şeria'da İsrail işgal güçlerinin saldırılarında yıl başından bu yana en az 25 Filistinli hayatını kaybetti. Bu, Filistinli yetkililerin 2019'da kayıt tutmaya başlamasından bu yana kaydedilen en yüksek can kaybı. Yerleşim ve Duvar Direniş Komisyonu tarafından açıklanan verilere göre, saldırıların şiddeti ve sıklığında endişe verici bir artış yaşanıyor. Bölgede tansiyonun yükselmesi, uluslararası toplumun tepkisini çekerken, Filistinli yetkililer acil müdahale çağrısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Komisyonun raporuna göre, Batı Şeria'nın çeşitli kentlerinde İsrail ordusu ve yerleşimcilerin saldırılarında ölen Filistinlilerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla önemli ölçüde arttı. Özellikle Cenin, Nablus ve El-Halil gibi kentlerde çatışmalar yoğunlaştı. İsrail güçlerinin düzenlediği baskınlarda sivillerin hedef alındığı, sağlık ekiplerinin müdahalesinin engellendiği yönünde tanıklıklar aktarılıyor.
Filistin resmi ajansı WAFA'ya konuşan Komisyon sözcüsü, İsrail'in yerleşimci şiddetinin sistematik hale geldiğini, uluslararası hukukun açık ihlali anlamına geldiğini belirtti. Sözcü, 'İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik saldırılar, özellikle 7 Ekim 2023'ten bu yana benzeri görülmemiş bir boyuta ulaştı' dedi. Anadolu Ajansı'nın aktardığı rapora göre, ölenlerin çoğu genç yaştaki erkeklerden oluşurken, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu belirtiliyor.
İsrail tarafı ise saldırıların 'terörle mücadele' kapsamında olduğunu savunuyor. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, orantısız güç kullanıldığını ve sivillerin korunmasız bırakıldığını vurguluyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı (UNRWA) da bölgede artan insani krize dikkat çekiyor.
Batı Şeria'daki şiddet olayları, 2023'te Gazze'de başlayan savaşın ardından tırmanışa geçmişti. İsrail ordusunun işgal altındaki bölgelere yönelik askeri operasyonları sıklaşırken, yerleşimci saldırıları da artış gösterdi. Filistinlilerin zeytin ağaçlarının kesilmesi, evlerin ve tarım arazilerinin yakılması gibi olaylar gündeme geliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Batı Şeria'daki şiddet olaylarının artması, bölgesel istikrarı tehdit eden bir faktör olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Filistin meselesi sık sık gündeme gelirken, uluslararası toplum İsrail'e yönelik eleştirilerini artırıyor. ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin sürmesi ise Filistin tarafında hayal kırıklığı yaratıyor.
İsrail'in yeni hükümetinin izlediği sert politika, bölgedeki gerilimi daha da artırıyor. Uzmanlar, bu durumun yeni bir intifada dalgasını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, barış sürecinin yeniden canlandırılması için çağrılar yaparken, Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme müzakereleri de bu ortamda sekteye uğrayabilir.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty), İsrail'in yerleşimci şiddetini 'apartheid' olarak nitelendiriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICC) İsrail'in işgal politikalarına ilişkin soruşturması sürerken, bu tür saldırıların savaş suçu niteliği taşıyabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle biliniyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini etkileyebilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail'e yönelik sert eleştirileri, Ankara'nın Filistin yanlısı tutumunu ortaya koyuyor. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin'in haklarını savunmaya devam ederken, Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği projelerini de etkileyebilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırabilir; özellikle mülteci akını riski ve terör örgütlerinin güçlenmesi gibi konular gündeme gelebilir. Türkiye'nin Katar ile birlikte Filistin'e yönelik insani yardımları da bu dönemde önem kazanıyor.