Lübnan Başbakan Yardımcısı Tarık Mitri, İsrail'in Lübnan ordusuna yönelik bazı ülkelerin desteğini engellediğini açıkladı. Mitri, Lübnan ordusunun, Haziran ayında Lübnan ile İsrail arasında imzalanan ve ABD'nin arabuluculuğunda hazırlanan çerçeve anlaşması uyarınca güney Lübnan'da konuşlanma çalışmalarını sürdürdüğünü, ancak İsrail'in bu sürece yardımcı olacak dış desteği bloke ettiğini belirtti. Bu açıklama, bölgedeki gerilimin ve uluslararası diplomatik çabaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Tarık Mitri, Cuma günü yaptığı açıklamada, birçok ülkenin Lübnan ordusuna lojistik, eğitim ve teknik destek sağlama niyetinde olduğunu ancak İsrail'in tutumu nedeniyle bu yardımların ulaştırılamadığını ifade etti. Lübnan ordusu, Birleşmiş Milletler Kararı 1701 çerçevesinde, İsrail sınırındaki bölgelerde güvenliği sağlamak ve Hizbullah'ın etkisini dengelemek amacıyla güneye konuşlanıyor. Ancak İsrail, Lübnan ordusunun güçlenmesinin kendi güvenliğine tehdit oluşturabileceği endişesiyle bu desteğin önüne geçiyor. Mitri, İsrail'in bu engellemesinin uluslararası toplumun Lübnan'a yönelik güven artırıcı adımlarını baltaladığını ve Lübnan'ın egemenliğini zedelediğini vurguladı.
Anlaşma, sınır bölgelerinde istikrarı sağlamayı ve iki ülke arasındaki gerilimi azaltmayı amaçlıyor. Ancak İsrail'in, Lübnan ordusunun kapasitesini artıracak her türlü dış desteği engellemesi, anlaşmanın uygulanmasında ciddi engeller oluşturuyor. Lübnan hükümeti, bu durumun ülkenin güvenlik güçlerini zayıflattığını ve bölgede istikrarın sağlanmasını zorlaştırdığını belirtiyor. Ayrıca, Lübnan'ın ekonomik krizle boğuştuğu bu dönemde ordunun dış desteğe olan ihtiyacı daha da artıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. İsrail'in Lübnan ordusuna yönelik engellemeleri, uluslararası toplumun bölgedeki istikrar çabalarına gölge düşürüyor. ABD'nin arabuluculuğunda imzalanan anlaşma, bölgedeki tansiyonu düşürmeyi hedefliyor, ancak İsrail'in bu tutumu, anlaşmanın ruhuna aykırı olarak değerlendiriliyor. Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri, Lübnan ordusuna destek verilmesi için çağrıda bulunurken, İsrail'in bu tavrı uluslararası baskının artmasına neden olabilir. Öte yandan, Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki etkisi, ordunun güçlenmesini karmaşık hale getiriyor. İsrail, Lübnan ordusunun Hizbullah'la yakınlaşmasından ya da silahların Hizbullah'ın eline geçmesinden endişe ediyor. Bu nedenle İsrail, Lübnan ordusunun kapasite artırımına şüpheyle yaklaşıyor. Bölgedeki bu gerilim, sadece iki ülkeyi değil, aynı zamanda uluslararası güvenlik mimarisini de etkiliyor. BM Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin yeni kararlar alması bekleniyor, ancak İsrail'in vetosu bu kararların önünde engel oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve siyasi istikrarına verdiği desteği sürdürürken, İsrail'in Lübnan ordusuna yönelik engellemeleri, bölgedeki güç dengesini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, uzun süredir Lübnan'daki krize çözüm arayışlarında arabuluculuk rolü üstleniyor ve İsrail'in bu tutumu, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu ve diplomatik girişimlerini sekteye uğratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek göz önüne alındığında, İsrail'in bölgedeki agresif politikaları, Türkiye'nin dış politikasında eleştirdiği unsurlarla örtüşüyor. Türkiye'nin, Lübnan ordusunun güçlenmesine yönelik uluslararası çabalara katkı sağlaması, hem Lübnan'ın istikrarı hem de bölgesel barış açısından önemli görülüyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini artırabileceği gibi, İsrail'le ilişkilerinde yeni gerilimlere de yol açabilir.