Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Cuma akşamı Lübnan'ın güney ve doğu bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında en az üç kişinin öldüğünü, 23 kişinin de yaralandığını açıkladı. İsrail ile Hizbullah arasında varılan ateşkese rağmen gerçekleşen saldırılar, güneydeki Sur ve Nabatiye bölgelerinde beş noktayı vurdu. Saldırılar, bölgede kırılgan bir şekilde sürdürülen ateşkesin ciddi şekilde ihlal edildiğini gösteriyor.
Ateşkesin arka planı ve ihlaller
İsrail ile Hizbullah arasında 27 Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, 13 aydan fazla süren çatışmalara son vermeyi amaçlıyordu. Anlaşma, Lübnan ordusunun güneydeki bölgelere konuşlanmasını ve Hizbullah'ın ağır silahlarını çekmesini öngörüyordu. Ancak anlaşmanın üzerinden haftalar geçmesine rağmen, İsrail güçleri neredeyse her gün ateşkesi ihlal ediyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı, son saldırının ateşkese rağmen gerçekleştiğini vurgulayarak, taraflara sorumluluklarını hatırlattı. İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah'ın yeniden silahlanma çabalarını hedef aldığını iddia ediyor. Bölge halkı, sürekli patlama sesleri ve İsrail insansız hava araçlarının uçuşları nedeniyle büyük bir korku ve belirsizlik içinde yaşıyor.
Lübnan'ın güneyindeki Sur ve Nabatiye, İsrail sınırına yakın stratejik bölgeler. Son saldırıda hayatını kaybedenlerin kimlikleri henüz açıklanmadı. Yaralıların bir kısmının durumunun ağır olduğu ve ölü sayısının artabileceği belirtiliyor. Bölgedeki hastaneler, yaralıları tedavi etmek için seferber olmuş durumda. Lübnan hükümeti, saldırıları kınayarak uluslararası toplumu İsrail'i durdurmaya çağırdı. Ancak İsrail, ateşkes anlaşmasının Hizbullah tarafından ihlal edildiğini öne sürerek operasyonlarını sürdürme kararlılığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Orta Doğu'da tansiyonu yeniden yükseltiyor. Ateşkesin kalıcı olup olmayacağı belirsizliğini korurken, uluslararası aktörlerin devreye girmesi bekleniyor. ABD ve Fransa, ateşkesin garantörleri olarak taraflara itidal çağrısı yapıyor. Ancak sahada yaşanan ihlaller, anlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Hizbullah, İsrail saldırılarına karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu açıklarken, İran da Lübnan'a verdiği desteği sürdüreceğini belirtiyor. Bu durum, bölgesel bir çatışmanın yeniden alevlenme riskini artırıyor.
Öte yandan, İsrail'in saldırıları, Lübnan'ın iç siyasetinde de yankı buluyor. Ülke, uzun süredir devam eden ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor. Ateşkesin ihlali, hükümetin zayıflığını ve egemenlik sorunlarını derinleştiriyor. Lübnan ordusu, güneydeki varlığını güçlendirmeye çalışsa da İsrail'in hava gücü karşısında caydırıcılık sağlamakta zorlanıyor. Uluslararası toplum, ateşkesin korunması için daha etkin bir mekanizma kurulması gerektiğini savunuyor.
Bu saldırılar, Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. İsrail'in Hizbullah'a yönelik operasyonları, İran'ın bölgedeki nüfuzunu sınırlamayı amaçlıyor. Ancak her saldırı, Hizbullah'ın halk desteğini artırabilir ve yeni bir çatışma döngüsünü tetikleyebilir. Bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik çabaların yoğunlaştırılması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in saldırıları, Türkiye'nin Orta Doğu'daki istikrar arayışını zora sokuyor. Ankara, ateşkesin korunması ve insani yardımların ulaştırılması için çağrılar yapıyor. Olası bir yeni çatışma dalgası, Türkiye'nin sınır güvenliğini ve bölgesel ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Lübnan'daki insani yardım faaliyetleri ve mülteci akını riski göz önünde bulundurulmalı. Türkiye, diplomasi yoluyla gerilimin düşürülmesi için aktif rol oynamaya devam edecektir.