Lübnan ve İsrail, ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen çerçeve anlaşmasının altıncı tur müzakereleri için Roma’da bir araya geldi. Görüşmeler, özellikle güney Lübnan’da bir pilot bölge düzenlemesinin uygulanmasına ilişkin anlaşmazlıklar ve gecikmeler nedeniyle tıkanma noktasına gelmişti. Taraflar, sınır anlaşmazlıklarını çözmeyi ve deniz yetki alanlarını belirlemeyi hedefleyen bu süreçte kritik bir eşikte bulunuyor. Müzakerelerin sonucu, bölgedeki istikrar açısından belirleyici olacak.
Görüşmelerin arka planı ve tarafların pozisyonları
Lübnan ile İsrail arasındaki dolaylı müzakereler, 2020 yılında ABD’nin girişimiyle başladı. Temel amaç, iki ülke arasındaki kara ve deniz sınırlarını belirlemekti. Özellikle deniz alanlarındaki hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı konusu, görüşmelerin en hassas başlıklarından biri. Lübnan, münhasır ekonomik bölgesinde önemli doğal gaz rezervleri olduğunu düşünüyor ve bu kaynaklardan faydalanmayı umuyor. İsrail ise güvenlik kaygıları ve egemenlik haklarını ön planda tutuyor. Pilot bölge düzenlemesi, güney Lübnan’da belirli bir alanın geçici olarak taraflar arasında paylaştırılmasını öngörüyor ancak bu düzenlemenin kapsamı ve uygulama takvimi konusunda henüz uzlaşma sağlanamadı.
Altıncı tur müzakerelerin Roma’da yapılması, ABD’nin sürece verdiği önemi gösteriyor. ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Amos Hochstein, müzakerelerde kilit rol oynuyor. Hochstein, daha önce Lübnan ve İsrail arasında deniz sınırı anlaşmasına aracılık etmişti. Ancak bu kez kara sınırları da masada olduğu için müzakereler daha karmaşık bir hal alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan-İsrail anlaşması, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu’nun jeopolitik dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. Anlaşmanın sağlanması, Lübnan’ın ekonomik krizden çıkışına katkı sunarken, İsrail’in enerji güvenliğini de artıracak. Ayrıca, Hizbullah’ın elini zayıflatacağı değerlendiriliyor. Diğer yandan başarısızlık, bölgede yeni bir çatışma riskini doğurabilir. Avrupa ülkeleri ve özellikle Fransa, bu görüşmelere dolaylı destek veriyor. Müzakereler, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının paylaşımına yönelik küresel rekabetin bir parçası olarak da görülüyor. Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri gelişmeleri yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail anlaşması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikalarını doğrudan etkileyecek. Anlaşmanın sağlanması, Lübnan’ın doğal gaz kaynaklarını uluslararası piyasalara sunmasının önünü açarken, Türkiye’nin bölgedeki enerji koridoru olma stratejisine rakip oluşturabilir. Ayrıca, İsrail ile ilişkileri normalleşen Lübnan’ın, Türkiye’nin bölgedeki nüfuz alanını daraltması muhtemel. Ancak anlaşmazlığın sürmesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki mevcut pozisyonunu korumasına yardımcı olabilir. Bu nedenle Ankara, müzakereleri hem diplomatik hem de ekonomik çıkarları açısından dikkatle izliyor.